31 Ağustos 2010 Salı

Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne
Tuttum, ta içime oturttum seni
Aldım, okşadım saçlarını, öptüm
İçtim yudum yudum güzelliğini
Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette
Bendeydi özlemlerin en korkuncu
Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan,
Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu
Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu
Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim
Biri vardı ağlayan gecelerce
Biri vardı sana tutkun; o bendim
Ben seni sevdim mi? Sevdim en büyük
En solmayan güller açtı içimde
Ömrümü değerli kılan bir şeydin
Sen benim boz bulanık gençliğimde
Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya
Bir çizgiye vardım seninle beraber
Ve bir gün orada yitirdim seni
Ben seni sevdim mi? Sevdim....

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Secret!Çok İstedim,Olur Mu?

İnat ve ısrarla bu konuya değinmeyeceğimi söyledim ama bugün güzel bir haber aldım,daha doğrusu,canmeslektaşımla konuşurken alt yazı ile kendimi(ze) geldik.Mevcut surette yarın yapılacak olan öğretmen atamaları ertelendi.Yuppi!Oley!

Biliyorum,iptal olmadı ama hani insan ertelenmesinden bile umutlanabiliyor.Belli mi olur yau,ertelenen sınav,iptal olur-aslında olmasını istemiyorum,hangi kafayla gireceksin bu sınava ama-belki puanlar yeniden hesaplanır ve sapan standart sapmamız eklenir.Ha,neden olmasın!Vay be!Oldu la oldu,Secret* da yapmadım oysa,40 kere söylesem acaba farklı şeyler de olur mu?Ama bu sene cidden çok istedim,bu sene mesleğime dönmeyi fena istedim!

Çorbam kaynadı benim,mecaz anlamda kullanmadım,iftara az kaldı,çorbam kaynadı,darısı pilava,ben şimdilik izin istiyorum.

Secret ya!
Virgül...

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI

GURURLA VE ONURLA
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!
---
SANA OLAN ÖZLEMİM HER GEÇEN GÜN ARTIYOR ATA'M!
RUHUN ŞAD OLSUN!

29 Ağustos 2010 Pazar

Ait Olmamak

Kendimi bir yere ait hissetmiyorum!

Ne demek bu?!
Kendimi,bu dünyaya,yaşadığım topluma ve hatta "evime" giderek yabancılaşıyor gibi hissediyorum.Aslında bir yere ait olmamak diye birşey yoktur,söz konusu olan hissetmemektir.Cehennem azabı gibi başlar,sonrasında uyuşup,düzeltiyorum,alışıp gidersiniz.Aman benim için herşey aynı,değişen birşey yok demeye başlarsınız.Sorun mudur değil midir bilemem ama insana kendinin yapabileceği en büyük işkencedir,böyle ceza olur mu?

Tam bir yere sığamamak...

Nasıl da zordur aslında.Herşeyden,herkesten uzaklaşmayı umarak yaşarsınız içten içe.Herşeyi arkada bırakmayı umarak kaçma isteği...Oysa ne kadar kaçarsan kaç,kendini bir yere ait hissetmedikten sonra yerin  ya da bu kaçış isteğinin önemi var mıdır?

Evde eve ait olamazsın,uzaklara gidersin,hayatındaki figürler ve ortamlar değişir,yine de bunlar sana tanıdık gelmez.Daha da uzağa kaçmak istersin,kaçarsın belki de.İlk zamanlar iyi gelir,ama sonrasında uzaklar da dar gelir.Herşey daha yabancı görünür.Ailen,doğduğun,büyüdüğün ev bile senin değildir sanki.Her yere yabancılık çektiğin için,nefes alamadığın için...Kıvranıp durursun!


ASLINDA bunu hissetmek ilk zamanlarda kolay değildir.Böyle damağınızda buruk bir tat kalır,anlam vermeye çalışırsınız,nedir ne değildir kavramak zordur.Belki de insan kendine itiraf edemez bu duyguyu.Ama işte bu duygu çok yıpratır!

İşte ben böyle hissediyorum son zamanlarda.
Bir yere ait olamamak...
BELKİ de,varolan düzeni terketmekten korkmak...

Daha öncesinde de demiştim,sanırım kendi düzenimi kurana dek her düzen bana aykırı,her düzen beni sıkıyor.Geçecek diyor bi DOST,geçecek mi?Geçer elbet...

Ben bir yere ait değilim,peki ya siz?

Çelişki-En Büyük Karmaşa


Az önce söyledim ya Ankara bana hem iyi geliyordu hem de kötü.Nasıl bir çelişkiydi Ya Rabbim!Böyle bir durumu izah etmek bile öyle zor geliyordu ki bana.La bana herşey ne zor geliyor aslında,ben ne kadar acizim dediğim anlarım o kadar çok ki...Ama neticede yine,en başa dönme pahasına da olsa,canımı acıtsa da denemeye devam ediyorum.Zaten hepimiz denemekten vazgeçmemeyi nasıl da öğrenmişiz!Vay bize vaylar bize!

Kaçıp kurtulmak ve varolan stresi ve dahasını bırakıp gitmek istiyordum ama yapamıyordum.Cesaret edemiyordum.Nedensiz!

Hiç canınızın acıyacağını bile bile birşeyleri göze aldınız mı?

İşte benim durumum buydu!Canım fena sıkılıyordu,fena!Ama inadına direnmek...Direndim!
Şükür o kötü günler,kötü anlar ve kötü hisler gitti bir nebze!Bana iyi gelen Ankara'yı yağmurlarıyla bıraktım,kötülükleri,kötü yürekleri siler mi acaba o yağmurlar?!

Şimdi durum farksız mı acaba?Bilmiyorum ama daha iyiyim.Evimde ve sevdiklerimle beraberim!Kendimi bu eve ait hissetmiyorum*,bunu biliyorum.Kendi düzenimi kurana dek böyle olacağını da biliyorum ama daha iyi hissediyorum.

Ama yine de söylüyorum,kendimle çelişiyorum ve söylüyorum,bana iyi gelen beni en üzen bazen...

Size de soruyorum,hiç böyle hissettiniz mi?

Hayat!Akıp Gider!


Uzun zamandır yoktum ortalarda,dün enkazın içinden birkaç kelam etmek istedim,yazmayı unutmuşum fark ettim,hayıflandım.Ama dün duygularımı ifade edemeyecek kadar yorgundum aslında.Aslında bugün de yataktan resmen sürünerek kalktım.Allah kabul etsin,niyetliyim,niyetten ötürü yapılan sahurlar,uykumu değil,bünyemi parça pinçik ediyor.Bu yüzden sürünüyorum resmen.Suratım resmen limon satıyordu,hani meymenetsiz deseniz hiç de alınmazdım sanırım.Sonra işte aniden gökyüzüne baktım,öyle mavi,hani böyle mis mavi,bebek mavisi,can mavi...Öyle parlak ki...Dedim,N'oluyoz la,kendine gel,hayat akıp giderken arkasından el sallama!O halde bile bunları dedim,harbi!
Sonrasında,sevgili Glaskas'ın samimi yorumunu görünce,daha bir mutlu oldum!
N'aptım olmadığım bu süreçte,en son Ankara yolları taştan nağmeleriyle gezinmiştim blogumda.Evet Ankara'daydım!-dım diyorum çünkü görev yeri değişti ühüüü!


Efenim neler oldu bitti,gözden geçirmem gerekirse,çok şey oldu!
 
ANKARA'da bulunduğum her gün,aksiyon filmlerine taş çıkarır değerdeydi aslında.İş hayatının getirdiği yoğunluk ve yorgunluğun yanı sıra,özelin verdiği ağırlığın yanında hiçti!Özlem bir yandan,aile içi çatışma bir yandan yedi bitirdi beni!Buna rağmen,ANKARA'nın o yağmurlu havası bana iyi geliyordu.Özellikle haftasonları içilen çaylar ve atılan tavlalar...Değme benim keyfime!Özledim mi ne?!

Ama ne olursa olsun insanın kendi evi olmalı!
Anneannen-deden ve dahası da olsa,akraba neticede!Büyüdüğün,yetiştiğin ortamın ve deneyimlerinin sana kattıkları ile kendini yaratıyorsun.Yarattığın sen'i belli bir süre sonra değiştirmeye çalışanlar olunca çatışıyorsun.Emek,vefa,hatır ve dahasının getirisiyle aklına yatmayan olayların bir arada bulunması insanı yoruyor.Yoruldum efenim!

ZATEN susmaya alışmıştım ama susmaktan ötesiydi yaptığım,artık çabalamam gerekiyordu.Güç mü bıraktılar Alla'sen!-Bunu da anlatacağım!-***

Velhasıl kelam,evimdeyim!Görev yeri değişti,ooooooh mu demeli?!Evimdeyim,ne hoş ama Ankara'yı özledim.Bana hem iyi hem de kötü gelen o anakarayı!Size de böyle oluyor mu?Herhangi bir meta sizi hem mutlu hem de mutsuz edebiliyor mu?Valla benim hayatımda buna benzer çok şey var,çelişkili hatunum vesselam... 

Tabi zaman geçiyor efenim.Sanki ben Ankara'dayken daha da hızlı akıp geçti.Eve geldim,herşey değişmişti sanki.Badem bey artık 16.ayının içinde mesela.Kocaman olmadı ama büyüdü.Tatlı ballı lokmalı birşey oldu!Oyyy iyi ki var,beni mutlu eden nadir KİŞİLERDEN!

He bi de bu süre zarfında değinmediğim o lanet sınava,KPSS,girdim.Konuşmayacağım bu konu hakkında,konuşmayacağım!Kendimi bu konuda konuşmamaya şartlandırdım!Ofz!

Zayıfladım mı?!Hayır!O kadar yüzdüm,güneşlendim ama zayıflamadım.Ramazanın getirisi de olmadı şükür ve şükür ki spora başladım yeniden.Evet yaa bu sorun işte,sesimi duyan varsa birilerine söylesin!İnsanlar Ankara'da koşacak yer bulamıyor,tıkış tıkış binalar arasında koşacak değiliz sanırım!Her yere saçma sapan anıtlar,binalar dikeceğinize,Allah aşkına 2-3 tane nezih park yapın,insanlar ağaçlara hasret gidecek,suçlusu da o binaları dikenler olacak!Benden söylemesi!
Duygusal çalkalanmalarım olmuyor mu?Oluyor elbet.Ama mutluyum!En azından mutlu olmayı biliyorum.Ansız gelen gözyaşlarına engel olmayacak kadar da cesurum halen!İnsanım anacığııım ağlarım ben de!Öyle vurdumduymaz durduğuma bakmayın,beni bilen bilir,bilmeyenin de koy dötüne rahvan gitsin.*

SONRA;
Canımı sıkan birkaç olay yaşadım,bunlara değinmek istemiyorum ama birkaç söylemem gerek,hep sus hep sus nereye kadar canım!

"Ben salak değilim,olanı biteni görecek kadar zekiyim,susuyorsam şükredin!Salak ya da kendimi savunmaktan aciz olduğum için değil,tenezzül etmek istemediğim için susuyorum.Yoksa şükr'lsun çirkefle çirkef,efendiyle efendi olacak kadar laf yapıyor ağzım!Sizi şu mübarek günlerde diyeceğim o ki;Allah size düşündüklerinizin 1000 katını versin.Merhametinden size bahşetsin!"

Oh be!

Anlatınca baktım da çok da birşey değişmemiş gibi.Değişse de bütün samimiyetimle söylemek isterim ki,ben hiç değişmedim!Yine aynı benim!Ne mutlu bana...

Virgül...

28 Ağustos 2010 Cumartesi

Az önce ihmal ettiğim benliğime baktım.Kendimin en büyük düşmanı kendimmişim,yine fark ettim.Ertelediğim hayallerim gibi,günümü de ertelemişim.Yazık!Geçmişe bakmak ne anlamsız,baktıkça gördüm ki geçmişin içinde de ertelenmişliklerim var.Neden bu kadar korkuyorum?Neden birşeyleri zamana bırakıyorum?Zamanın en iyi ilaç olup olmadığı konusunda halen çelişkilerim varken yaptığım şey ne saçma!

UZUN süredir ne bloguma ne de blogdaşlara uğradım.Saçma sapan bahaneler ardına saklandım ama itiraf etmem gerekirse,kendime bile itiraf edemediğim gerçeklerimden kaçtım.Çünkü biliyorum ki yazdıkça açığa çıkan gerçeklerim var.Yazdıkça rahatlıyorum ya ondan sanırım.

Zor geçen bir gecenin ardından pırıl pırıl bir sabaha uyanmak istedim.Aslında ne gecenin ne de sabahın suçu var.Sabah yine bütün sıcaklığıyla pırıldadı ama benim gözümün feri kalmadı.Ankara'dan sonra evimde huzur bulabileceğimi sandım,yok be blög.İnsan kendinden kaçamıyor ki,değişen mekanlar,figürler.Gerçekler aynı...

Bütün yaz boyunca ki yaz ramazanın gelmesiyle ben için bitti.Rafa kaldırdım denizi,güneşi.Niyetlendiklerim olsun diye,günahlarımdan arınayım diye,niyetlendim!İşte bütün yaz boyunca kendimi serin sulardan sıcak kumlara bıraktım,bronzun en bronz hallerinde endam-ı arz ettim ama aklımın bir ucu hep "busy" modundaydı.

Kendimi malum rezaletten,KPSS,uzak tutmaya çalışıyorum.O kadar doluyum ki dokunan olursa patlarım!Yok anam söyleyeceğim,benim hayallerimi,emeğimi yok eden o kopyacı ş.refsizler,atamanız olsun,atanın,atanın ki atandığınız okullara gelip "Hakkımı size haram ediyorum,yediğiniz kul hakkının bedelini öbür dünyada sizden alacağım" diyebileyim.*

Birisi bana Ankara'dayken,Ankara'nın o stresli günlerindeyken,Ankara'nın yalnız ama huzur sokaklarını özleyeceksin deseydi,gülerdim.Ama özledim!Ama biliyorum ki bir gün hayaller benim gerçeklerim olacak ve özlemler bitecek!Vay arkadaş yine mi pollyanna oldum?!

Az kaldı ama...Bayram ertesi...ANKARA!

Bunlar da geçecek,sıkıntılar bitecek diyorum ya,la bitse de olur bitmese de...Biri biterken diğeri başlıyor çünkü.Her biri diğerinin tamamlayıcısı gibi...La tamamlanıp Voltran'ı oluşturun da rahata ereyim artık!

Saçmalamayı da özlemişim.Blög ya!
Öyle işte!!!

Nefessiz Kaldım


SON zamanlarda mevcut surette devam eden can sıkıntısının sebebini biliyorum aslında.Bile bile bir çözüm bulamamak beni kahreden aslında.Böyle acınası bir halde olmak...Birçok arkadaşım bu zamanın bir süreç olduğunu ve bu süreç sonrasında rahat edeceğimi söylüyor.Elbette böyle OLMAYACAK!Sadece ben varolan duruma alışmaya,bunu akla,mantığa ve duygulara sindirmeye başlayacağım.Sadece bu olacak.Sürecin getirdikleri hafiflemeyecek ama ben alışacağım.Zaten hepimiz bir çarkın içinde aslında alışkanlıklara dayanarak yaşamıyor muyuz?Yaşamaksa tabi.

HER zaman söylerim,Biz yaşamayı nefes almak sanıyoruz,oysa yaşamak bu değil,diye.Nankör olmamak gerekir,şükürler olsun Yaradan bana istediğim kadar olmasa da,istediği kadar vermiş.Sanırım benim isteklerimin O'nun içinde pek bir anlamı yok!Şu mübarek günlerde isyan edecek değilim,Sen benden iste,sonsuz iste,ben sana sonsuzluğu da veririm,sadece Şükr't, dememiş mi Yaradan?Şükürler olsun...

AMA bilmiyorum blögcan.Hayatın her evresinde sıkıntılarım oldu,bazen nefes alamadığımı sandım ama ben hiç nefessiz kalmamıştım.Elim ayağım hiç bu kadar bağlanmamıştı imkansızlıklara.Gücümün yetmediğini görmek beni mahvediyor!Oysa ben şimdiye dek en zor zamanları bile gülümseyerek atlatmamış mıydım?!Peki ya şimdi,farklı olan ne?Ben yine aynı benim,kabul,daha mağlup,daha yorgun ama yine ben aynıyım.Nedir o zaman?

ÖZELLİKLE son 1 haftadır uyandığım her gün bana daha ağır gelmeye başladı.Mübarek günlerin getirdiği huzuru bile yaşayamaz oldum sanki.Bilmiyorum gerçekten...Bu kaosun içinden nasıl çıkacağımı bilememek beni daha da zorluyor.Kurtulmak istiyorum!

ARTIK yoğun ama huzurlu günlere dönmek...
ÇOK mu şey istiyorum?!

Üzülme,geçer,zamanla alışırsın!

Ben konuştukça duvarlaşan,sağırlaşmaya başlayan yüreklerden nefret ediyorum.Üzülme,geçer,zamanla alışırsın diyenlerden,hayatın getirilerini bu kadar umursamadan kabullenenlerden nefret ediyorum.

Ve dahası,bunlar hayatımın tam odak noktasında olup biterken,benim kukla misali öyle bakakalmaktan,herşeyin benim hayatımın içinde pervasızca dolaşmasına göz yummaktan nefret ediyorum!

Artık kendimden nefret ediyorum!
Related Posts with Thumbnails