28 Şubat 2010 Pazar

Işık Olmak

Şimdi karanlık odamın penceresinden yağmurun esir aldığı Ankara'ya bakıyorum.Her yer ışık...O kadar çok ki ışık, sanki karanlığa inat herkes birer ışık yakmış.Her zaman merak etmişimdir,caddeler boşken ya da tenhalaşmaya meyilliyken sokaklar,insanlar kendi ışıklarında neler yapar diye? Acaba benim gibi penceresinden dışarıyı izlerken birisi böyle şeyler düşünür mü? Acaba şu an kaç kişi ben gibi Farid dinler ve bunları düşünür? Tabii bu sorular uzar da uzar,sonu gelmez ki soruların.Zaten hepimiz bir sorunun içinde yaşamaz mıyız? Bir sorunun içinde kalarak ve belki de soruya dayanıp kendi sorularımızdan kaçarak...

Bilmem...

Hani dedim ya ne zaman dışarı çıksam bir merak beni alır da götürür bir yerlere diye.Ama merak ederim işte.Olağan şehir yaşantısına inat varolan karmaşanın getirdiği ve ışıklarla gizlenen herkesin gizli dünyasını merak ederim.Acaba şu an kaç kişi ben gibi,ağlamaklı gözlerle saçma sapan fikirlerle hasıl olmuştur?

Bre...

Vakti zamanında İstanbul'dan döndüğüm bir yolculukta,uçağın camına dayanmış,yine an itibariyle yaşadığım duruma benzer bir duruma maruz kalmıştım.Durum mu neydi? Böyle hayatın anlamsız olduğunu hissetmek.Hani ruh sıkılması ya da iç darlanması denilen hal.Annelerin "La Havle de kızım,geçer gider" dediği ama binlerce La Havle denmesineİstanbul sen mi büyüksün ben mi? Halen bu soruya net bir cevap veremediğim için,konuyu kapamak isterim ancak şunu belirteyim, o vakit, O ışıklardan birisi de ben olacağım demiştim.Bre... rağmen,ağlamadan geçmeyen o irite edici durum. İşte o yolculukta cama dayanmış,boğazın ve İstanbul'un ışıklarına bakmış,kendi kendime hani Cem Yılmaz tiye aldığı sözleri söylemiştim,

Olamadım.Henüz...
Ankara'da bir ışık bile olamadım aslında.Bir ışığın altına sığınıp yine aynı gözlerle dışarıdaki hayatı izlemeye razı oldum, o kadar.Farid'in An Roozha 4 albümünden Beyaad Giti isimli parçayı dinlerken bu duyguyu nedense daha da ağır hissettim.Acıdı...En az Taghtam Deh kadar acıttı bu parçada...

Söz olmadan bir parçanın insanın içine bu kadar işlemesi ne tuhaf ama!Bir yerde okumuştum,Hüznün doruklarına kadar işleyen tek usta diyordu Farid için.Ne doğru!Her dokunuşta tınısı daha bir hüzünkar,daha bir hisli bre!Ve Taghtam Deh...Acıdı...Acıttı...

Neden bu kadar hüzünlüyüm bugün? Bilmem...Işıklar yüzünden belki de yağmur...Oysa yağmur beni mutlu etmez miydi? Özledim...Annemi,Canımı,Kardeşimi,Badem'i,Evimi...Gözlerimi kapatmak istemiyorum,sanki kapatınca bir anda süzülecek durmayacak gibi hissediyorum.Hissetmek de istemiyorum.Hisler acıdır.Acıtır...

Yaşadığım herşeye binlerce kez şükür olsun!Acı ya da tatlı ne varsa hayata dair bana birer kazanç,bilirim.Ama bu hüzünlerinde bir sonu olmalı breh!Hüzün aslında insanın doğasında var ama çıkmasın biraz.Işıkların altına saklansın da görünmesin.Ya da görmeyeyim...

Tını...
Sessizlik...
Yağmur...
Farid...
Özlem...
Işıklar...

Özledim işte...
....

2 yorum:

  1. ah bu kuzum. ankara benimde içimde bi yara, seninde içinde bi yara. neymiş bu ankara böyle. peh..

    bu arada o ışıklara aldanma. sen o yürekle hepsinden daha fazlasın. bunu unutma.

    YanıtlaSil
  2. @Bi'ciğim,

    Ah ah hele İstanbul...Ah keşke birşeylere yürek yetse daha ne isterdim?! Ama ne güzel geldi bu yazdıkların bilsen...

    Hem ben uzak kaldığım dönemde çok şey değişmiş sende sanki,Ankara yara falan deyince...Dur bakayım bi!

    YanıtlaSil

Paylaştıkça büyüdüm, büyüdükçe çoğaldı paylaştıklarım...

Related Posts with Thumbnails