17 Şubat 2010 Çarşamba

Bir Mevsimin Acı Gerçekleri

 
""Bir tek dileğim var mutlu ol yeter” sözünün
bir kamyon yükü
anlam taşıdığı günlerdi

Kaldırımlar toz ve kağıt topakları
Ankara’nın
Ankara’nın sonbahar yaprakları
ayvalar sarı
hüzünler olgun
yaz yorgunu gövdeler serili betonlarda

Ben yanımda çok acıklı
epey yol üstü sözler getirmiştim.
“Sanki terk edilmiş bir viraneyim
her yanım dağılmış yıkılmışım ben”

Okul önlük mevsimi
ve kaplanması kitapların
cumhuriyet gazetesiyle
bir ön beslenme çantası kompleksi
malum şu otlu peynir meselesi

Saçlarını süt mısırı örgü yapmış
bir al yüz koca göz görüyorum.
Sanki o tehlikeli yolun başındayım
Aşk’a geliyorum!
ama yanıma hep
köy zılgıtlı sözler almışım
arabesk kalıyorum
her kent soylu aşkın karşısında
“Bir kulunu çok sevdim” diyorum
“O beni hiç sevmiyor” diyorum
“Kalbimi ona verdim
artık geri vermiyor” diyorum.

Yılmaz ERDOĞAN

Bir alıntı ile başlamak istedim...Nedense bu şiiri daha doğrusu Yılmaz'ın yorumunu pek severim.Her ne kadar kendisiyle frekanslarımız farklı kanallarda bir olmasa da...
Kahvemi aldım,sonra döktüm hatta...Aman ya...
Dedim ama di mi az önce herkesin kendi evi diye...

Bugün Sakarya'daydım.Yine Tekel Çadırları'nı gördüm.Tuhafsamadım ne garip.Hatta kendi kendime söylendim.Sakarya'da herşey aynı.Değişen birşey yok.Hayret,Tekel işçilerini bile nasıl benimsemişim,umursamadan belki de bakarak geçiyorum vay halimize dedim.

Aslında yorum yapmayacaktım ama kan ağlıyor vatan kan...
Allah'ım...
Cidden kan ağlıyor...
Ankara işte...
Değişmez gerçek...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Paylaştıkça büyüdüm, büyüdükçe çoğaldı paylaştıklarım...

Related Posts with Thumbnails