6 Kasım 2009 Cuma

Susam Sokağı


Küçükken sadece TRT'yi çeken,anteni yükselticiye bağlı olan siyah beyaz televizyonumuzun karşısına geçer, dakikaları sayardım.Kahvaltı yapmaktan o zamanlar da pek hoşnut olmazdım.Ama annemi ikna edebilmek adına,zorla rafadan yumurtayı yer sesimi çıkarmadan sütümü içerdim.Hatta annemin saçımı çekiştire çekiştire sıkı sıkıya saçımı örmesine bile ses etmezdim.Evin içinde neden o vakitler her an gezmeye gider gibi giyinirdim,halen mantığını çözemedim ama susardım.Saat kaçta başlardı bilmem ama kahvaltıdan sonra beklemek benim için çok zor gelirdi.Hatta öğleden sonra,tam uyku vakitlerinde tekrarı olurdu da sesim çıkmadan izlerdim sanki hiç izlememiş gibi.

Ama ne zaman Susam Sokağı'nın o güzel jingle'ı başlardı,işte o an saatlerin bir manası kalmazdı.Zaman dururdu adeta.Minik olmayan Minik kuşu,sürekli kurabiye yiyen kurabiye canavarı,Tahsin amcası,Kont Draculası,Edisi Büdüsü ve dahası...Çıt çıkmazdı,nefes bile almadan izlerdim.

4-5 yaşlarında başlayan bu tutkunun, belki de en güzel çocukluk anısı olarak hayatımda ve bilinç altımda yer edinmesi öyle garip ki...Hele ki bu blogu yazarken dolu dolu olan gözlerime inat suratımdaki o anlam dolu gülümsemenin olması daha da tuhaf...

Ne demek istediğimi eminim 80'lerde doğanlar anlayacaktır.Mutlaka sonraki nesilde izledi Susam Sokağı'nı...Ama eminim ve biliyorum ki benim kadar önemsemezler bu televizyon programını.Bilmem belki de bizim vakitlerimizde alternatif yoktu ama tadı damaklarda bırakan bir tutkunun alternatifi zaten olamazdı...Halen aynı melodiyle aynı sözlerle ve çocukluğumun en masum anlarıyla gülümsüyorsam bunun ne alternatifi ne de bedeli olabilir...Ah çocukluğum...

Şu an sorsalar bana, çocukluğuma dair, teknolojiden uzak,yükselticiye bağlı duran o siyah beyaz televizyonumuzu,annemin bana aldığı boyama kitaplarını ve babamın aldığı boya kalemlerimi,saç tokalarımı,desenli çoraplarımı,sobamızı,annemle akşalmları radyodan dinlediğimiz o güzel nağmeleri,annemin gülen yüzünü ve sanırım ailemin kavgasız aile olarak geçirdiği o 4 seneyi geri isterdim.4 yaşım,masum çocukluğum 8 yaşımda son bulacağını bilseydim, eminim bunları alıp saklardım en gizli köşelere...

Susam Sokağı...Çocukluğum işte...
40 yaşın kutlu olsun...

Ve hepinize armağan olsun...

11 yorum:

  1. anaaa susam sokağı :) çok severek izlerdim bu programı... hatta facebookuma da videolarını koydum geçenlerde :))

    YanıtlaSil
  2. @Bestami Palta,

    Ben de çok severim ya...Cidden ah ah...

    :)

    YanıtlaSil
  3. aaah ahhh,,
    büdümm benimmm :)) 96lıyım ama ben de izlerdim susam sokağını cdlerinden, 'büddüüüü, anne bana büdü'yü aaaaç!' diye diye edi şamar oğlanı olurdu :)) kurabiye canavarı mavisi diye bir renk olduğunu sandım ben yıllarca :Pp

    YanıtlaSil
  4. @Gevezeciğim,

    Çoğu kimse bilmiyor ama:)Ayyy ayyy...

    YanıtlaSil
  5. Merhaba NoNeLeSS, benim yazıma yaptığın yoruma buradan cevap vermek istedim :) Susam Sokağı 80'lerde çocuk olan herkes için önemlidir herhalde, benim için de çok önemli. Hala kimi zaman kendimi "sevdiğim sayı ... 6" diye mırıldanırken buluyorum :) Susam sokağı aklıma gelince kimi zaman güler kimi zaman acı duyarım. Sen Susam Sokağı'nın çocukluğuna bıraktığı izleri çok güzel anlatmışsın ve senin de söylediğin gibi aslolan bu. Ben sadece canımı sıkan bir konuya değinmek istedim ama aslında bu konsepti düşünen, uygulayan, izleyen, seven ve unutmayan bir neslin Türkiye'de ya da dünyada var olması bile insana huzur ve umut veriyor. Hatta bu kadar evrensel bir şey olmasının güzellikleri de var. Ben "sevdiğim sayı 6"* diye mırıldanırken bir Amerikalı da "my favorite number is 6"** diye mırıldanması bizi biraz yakınlaştırıyor. Daha güzel bir dünya böyle ortak değerler üzerine kurulabilir sanırım.

    Tabi bizim için Susam Sokağı'nın en büyük değeri çocukluğumuza açılan bir dolap kapağı olmasından geliyor ama benim yine de işin bu boyutundan biraz kaçasım var.

    *http://www.youtube.com/watch?v=W4h_EHnLFEk
    **http://www.youtube.com/watch?v=nKfY6kapyBY

    Not: Bu yorum da bir blog yazısı gibi oldu, sayfanı işgal etmek istemezdim :) kusura bakma.

    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  6. Bende bir post hazırlamıştım çocukluğumun televizyon programıyla ilgili:)Dün google da görmesem bilmiyordum bende.

    YanıtlaSil
  7. @Sevgili Mustafa,

    Ne işgali?! Aksine çok mutlu oldum.Ne güzel de anlatmışın.Her ne kadar biz "cover" yapmak da usta,yaratıcılıkta noksan da olsak da Susam Sokağı'nın ciddi anlamda hepimiz için değeri aynı kanımca. Hani diğer dizilerin cover olması beni ciddi anlamda rahatsız ediyor,hani biz de Grey's Anatomy yapabilecek kapasiteye sahip olabilirdik ama biz Doktorlar'ı tercih ettik.Armut piş ağzıma düş olayı:) Ancak Sesame vs Susam konseptinde kesinlikle ve kesinlikle rahatsız değil,aksine çok mutluyum.Ancak bizim için Edi olan o güzel karakterin aslında Ernie olması ya da Minik Kuş'un aslında kendi gibi Big Bird olması rahatsız bir durum.Ama dediğin gibi bir Amerikalı ile belki de ortak noktada bize dair tek şeyin bu kukla animesi olması güzel...

    Sesame ya da Susam dedim ya fark etmez...Aslolan benim çocukluğum ve hatırladığım da halen gülümsemem:)

    Sevgiyle kal,

    YanıtlaSil
  8. @Tatlıcığım,

    Az önce baktım baktım postuna hatta yorum bile gönderdim:)

    YanıtlaSil
  9. Nonelessss; ağlıycam şimdi çocukluğum... :(

    YanıtlaSil
  10. @Mia'cığım,

    Çocukluğumuz...Ben de aynı duyguları hissediyorum inan...Ağlama ama...

    YanıtlaSil

Paylaştıkça büyüdüm, büyüdükçe çoğaldı paylaştıklarım...

Related Posts with Thumbnails