4 Ekim 2009 Pazar

Moral Hediyesi


Usta ile Çırak

Yaşlı bir usta, çırağının sürekli şikayet edip durmasından artık bıkmıştır. Bir gün çırağını tuz almaya kasabaya gönderir. Hayatındaki her şeyden mutsuz olan üzgün çırak döndüğünde, yaşlı usta'sı ona, bir avuç tuzu bir bardak suya atıp içmesini söyler. Çırak, yaşlı ustasının söylediğini aynen yapar ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başlar.

''Tadı nasıl?'' diye soran yaşlı usta'ya biraz'da kızgınlıkla ''Acı'' diye cevap verir. Tabi bu sırada yaşlı ustanın yüzünde Batman'daki joker gibi bir sırıtışın yayılışınıda yadırgamamak gerekir. Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tutar ve dışarı çıkarır, ileride bir gölün kıyısına götürür ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu bu göle atıp, gölden su içmesini emreder. Çırak tedirgin bakışlar arasında yaşlı ustasının söylediğini aynen yapar. Su'yu içer ve ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerkende usta sorar: ''Tadı nasıl?'' ''Ferahlatıcı'' diye cevap verir genç çırak. ''Tuzun tadını aldın mı?'' diye sorar yaşlı usta. ''Hayır'' diye cavapları çırağı. Bunun üzerine yaşlı adam suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanıbaşına otutur ve ona şöyle der; ''Yaşamdaki acılar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Acının miktarı aslınla hep aynıdır. Ancak bu acının şiddeti, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Bu yüzden acın olduğunda yapman gereken tek şey hislerini genişletmendir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış.''

Bazen kurduğunuz hayaller, düşlediğiniz şekillerde gerçekleşmeyebiliyor ve hayat insanları olmadık acılara, zorluklara itebiliyor. Çoğu kere hayat beklenmedik süprizlerle insanları şaşırtabiliyor hatta bazende yaşattıklarıyla insanı adeta sınarcasına zor durumlarda koyabiliyor.

Kimilerimiz bunlardan büyük yaralar alırken, kimileriyse daha az yaralanıyor ve psikolojileri de o oranda daha az yıpranabiliyor.

Çoğu kere ayakkabımız yok diye üzülürüz, ama ta ki ayakları olmayan bir çocuk görene kadar. İşte o zaman bir şeylerin farkına varmaya başlarız.

Ve anlarız ki hayatta her acıyı unutturacak başka bir acı mutlaka mevcuttur.

Yaşlı usta'nın çırağına dediği gibi yaşamdaki acılar az, ne de çoktur. Önemli olan neyin içine konulduğudur. Bir bardak için çok, bir göl için azdır.

Mevlana boşuna dememiştir ''Bir katre olma, kendini deniz haline getir.'' diye.

Son söz; her bulut'un arkasında mutlaka doğmak için bekleyen bir güneş vardır.

ANIL YÜCEL

---

Tuhaf hissettim kendimi az önce.Sevgili arkadaşım Anıl bu yazıyı benim için, moral vermek adına bana yazmış.Nasıl teşekkür edeceğimi bilemedim.Duygulandım yine...

Kendisine sordum,paylaşabileceğimi söyledi...

İyi ki varsınız can dostlarım...Canım blogdaşlarım iyi ki varsınız...
(hüngür)

2 yorum:

  1. herkesin acısı kendine en büyüktür ya işte insan en dar vakitlerinde acısını yaşıyor. nefessiz kalışı bundandır.
    ve farkında olmadan kendisini cezalı bir koşucu durumuna düşürüyor, yanı başında geçip giden yaşama dokunmaya cesaret edemeden..

    YanıtlaSil
  2. @Değerli Barış,

    Her zaman söylerim, benden daha çok sıkıntısı olan vardır. Hamd olsun bugüne diye ama bazen herşeyin üst üste geldiği vakitlerde nefessiz kalabiliyorum. Belki de senin dediğin gibi vaktin dar olması beni yoruyor...

    Bilmiyorum öyle işte...

    YanıtlaSil

Paylaştıkça büyüdüm, büyüdükçe çoğaldı paylaştıklarım...

Related Posts with Thumbnails