13 Ekim 2009 Salı

Herkes Kendi İşine Baksın!


Yahu çok seviyorum ben bu adamı!
Her ne kadar çoğu kimse ukala ya da densiz olarak algılasa da, hatta çoğu kimse sevmese bile bu adamı, ben çok seviyorum cidden. Nerede nasıl davranacağını, lafı nasıl da gediğine koymasını biliyor.Helal olsun!Geçenlerde bir programda, yine millete haykırıyordu.Gazetecilerle arası olmayan,düzeltiyorum, magazin gazetecileriyle arası olmayan bu gazeteci bana göre haklıydı.

20 bin lira için kızımın fotoğraflarını asla satmayacağını, böyle bir şeye kızını malzeme yapmayacağını söyledi. Helal olsun!Evet, ben de merak ediyorum bebeği ama o kadar önemli bir şey değil sonuçta.Kesinlikle çocuklarıyla medyada bulunan ünlüleri kınamıyorum ama özel hayatını özenle koruyan ünlülere saygım sonsuz oluyor.Sevmesem de onlara farklı bir tutumum oluşuyor.Ve ben inanmıyorum ki, insanlarım özeline bu kadar saldırmanın ya da insanların özeline bu kadar dalmanın gazetecilikle uzaktan yakından alakası yok.



Bilindiği üzere, Hülya Avşar'da işini iyi yapmayan gazetecilerle sürekli uğraşmak zorunda kalan ünlülerden birisi.Zaten son yaptığı açıklamayla, başı yine ağrıdı. Ama belirtmek istiyorum ki, ben kendisine sonuna dek katılıyorum.Kim ne derse desin bu açılıma karşıyım!

Her yaptığıyla her attığı adımla izlenmek zor olsa gerek diye düşünüyorum.Özel hayatını sanmam ki kendisi de bu kadar ulu orta yaşamak istesin. Sonrasında, Hülya Hanım'da gazetecilerle polimiğe girince, Aaa yakışmadı Hülya Hanım oluyor. İyi de siz ne hakla bu kadar üstüne gidersiniz?!

İtiraf etmem gerekirse, Levent Kırca'yı HİÇ sevmem. Ne esprileri ne de konuşmaları bana hitap eder. Yaptığı programlar ya da sergilediği oyunlar bile beni şimdiye kadar cezbetmedi. Sanırım artık eski popüleritesini de kaybetti.Tabii başarısına ve işine olan tutkusuna kesinlikle lafım yok. Ama sevemiyorum işte...


Geçenlerde sayın Kırca, gazetecilerin üzerine yürümüş ve kınanmış! Zaten gazeteciler sütten çıkan ak kaşık, adam birkaç kez rica etmiş ama sonrasında laf anlatamadığını fark edince yapacağını yapmış.Tabii yaptığını tasvip etmedim ama ayıp be!Hatta kavga esnasında,"Özel hayatımdan size ne?!" demiş.Cidden öyle ama bize ne?!


Ve başka bir ünlü...
Timuçin Esen...
Ben bu adama bayılırım. Oyunculuk adına gerçekten başarılı olduğu inancındayım.Geçenlerden bir bar çıkışı gazetecilerle tartıştı.Ve sonrasında, ne yazık ki işini başarısız yapan polis bey amcalar tarafından göz altına alındı. Oysa ki istediği tek şey, evine gitmekti.

Hayır, ben tarafsız bir blogger olarak merak ediyorum. İnsanların özeline bu kadar müdahale etmek midir acaba gazetecilik? Bu konuda bilir kişi değilim ama merak ediyorum. Sonrasında, hep mi ünlüler hep mi sanatçılar hatalı? Göz önünde bulunmanın bedeli diye bir bedel varsa bu mudur bedel?!
Bu ünlüler,sanatçılar sadece birer örnek.Daha nicesi daha neler var!
Herkes kendi işine iş ahlakı sınırlarında baksın artık!
Ekran kirliliği istemiyorum çünkü...
Diyorum ya, bırakın herkes işini yapsın ama ahlak sınırlarını aşmadan...

Öyle işte...

10 yorum:

  1. gazetecilerde çok suç bulmamak gerek. Ünlüleri bir ilah gibi gördüğümüz için biraz da bu tür haberler yayınlanıyor. Yani gazeteciler ve haberciler bu tür şeyler yayınladı da biz mi bakmadık. Gazetenin tirajı, kanalın reytingi mi göçtü. Tam tersi olduğu için daha çok yayınlanıyor. Yani halk ünlülerin hayatını bu kadar merak ettiği sürece gazeteciler de üsteleyecektir.

    YanıtlaSil
  2. @Emrah Ateş,

    Haklısın tabii ama bazı zamanlarda ben bile "yuh" diyorum.Hani ben de izlemiyorum desem yalan olur ama cidden bazı zamanlarda kendi halinde olan ünlülerin aşırı üstüne gidiyorlar sanki...

    Ben zaten gazetecileri değil, kulağa su kaçıranlara laf ettim...

    Herkes kendi işine baksa ah diyorum:)

    YanıtlaSil
  3. Her cümlene hak verdim. Evet evet dedim çok doğru yazmış. Okan Bayülgenin 'Kanalizasyon' filminin reklamlarından sonra şunu diyim, eğer Okan Bayülgen okusaydı sana o da hak verirdi :))

    YanıtlaSil
  4. @Değerli Sarı,

    Ah ne desem bilemedim ama çok teşekkür ederim. Takdir edilmek çok güzel.Değerli Bayülgen'in okuması imkansız ama ah keşke...

    YanıtlaSil
  5. Merhaba. Şu "banane" sözcüğünü bir türlü doğru yerde kullanamıyoruz. Birinin bize ihtiyacı varsa "banane" diyoruz, birinin bize ihtiyacı yoksa hatta bizi istemiyorsa "banane" demiyor özellikle ilgileniyoruz.

    elif şafak'ın aşk romanında bir hikaye vardı. Mealen anlatıyorum. Bir gün bir adam bir dervişe gelip "eve tepsi tepsi yemek taşınıyor" demiş. Derviş de "banane" demiş. Adam da "ama senin evine taşınıyor" demişt. Derviş de "ozaman sanane" demiş.

    Neden başkalarının ne yaptığı bizi bu kadar ilgilendiriyor. Gazeteciler suçlu ama onlardan önce o gazetecilerin patronları, o patronlardan önce de halk suçlu bence.

    YanıtlaSil
  6. @Mustafa Tr,

    Bunun sebebi ne yazık ki, kendimiz için değil, başkaları için yaşıyoruz. Daha da tanımı yok sanırım:) Ne dersin?

    YanıtlaSil
  7. Sanırım doğru. Sosyal bir varlığız, insan ilişkileri her zaman hayatımızın büyük bir bölümünü oluşturuyor, en büyük acılarımızın da en büyük mutluluklarımızın da kaynağı genellikle diğer insanlar oluyor ama insanlık bu huyuyla kendisine zarar da verebiliyor. a kişisi b kişisiyle ilgileniyor bu sosyalliğin bir sonucu ama belki de eksik bir sosyallik. Çünkü her şey insanlar içinse bu insana zarar veriyor.

    YanıtlaSil
  8. @Mustafa Tr,

    Bence bu sosyallik değil, düpedüz başkalarına odaklanmak ne yazık ki...

    YanıtlaSil
  9. Doğru başkalarına odaklanmak ama yine insanın sosyalliğinin bir sonucu. Başkaları ilgimizi çekiyor ve önemsiyoruz, onlara zarar verecek kadar. Kimi zaman olumlu anlamda kimi zaman olumsuz anlamda. Mesela Okan Bayülgen'in çocuğu olumlu anlamdadır, onu seven herkes çocuğunu görmek istiyor, halbuki onun çocuğunu görmek kimseye doğrudan bir katkı yapmacak sadece sevdiği birisinin çocuğunu görmek mutlu edecek o kişiyi. Bizim geleneklerimizde de var bu çocuk görme meselesi. Kimi zaman da olumsuz olabiliyor, bir ünlünün unutmak istediği bir konuyu ona zarar vermek için tekrar tekrar gündeme getirip dedikodusunu yapmak gibi.

    Sonucunda aslında pişmemişlikle de ilgili. Saçmalamakla da ilgili. Somutlarsak mesela bir arkadaşımızın sıkıntılı olduğunu görüp neyin var diye soruyoruz ama söylemiyor. Olgun bir insan belki yardımcı olabilirim diye az daha üzerine gider belki tahmin etmeye çalışır. Olgun olmayan bir insan ise belki gizlice arkadaşının cep telefonunu karıştırır öğrenmek için yani saçmalar. İşte halk artık bu ünlülerin de cep telefonunu karıştırıyor ve sonucunda saçmalıyor. İnsan ilişkilerinde mesafeyi koruyamadığımız gibi bir ünlüyü izlerken de mesafeyi koruyamıyoruz. Mesela bir konserde sanatçının en istemediği şeyi yapıp sahneye atlıyoruz onu korkutuyoruz, neden, onu çok sevdiğimiz için. Bunların hepsi olgunlaşmamış insanların oluşturduğu bir toplumun oturmamış sosyal ilişkileridir bence.

    Ya kusura bakma çok uzun oldu.

    YanıtlaSil
  10. @Mustafa Tr,

    Hayır hayır çok anlamlı cümleler! Sana sonsuz katılıyorum...

    YanıtlaSil

Paylaştıkça büyüdüm, büyüdükçe çoğaldı paylaştıklarım...

Related Posts with Thumbnails