1 Ekim 2009 Perşembe

Sonu Olmayan Bir Yoldur Yaşamak...


bir kuğunun boynuna dokunurken…
yol bir yere gitmez
içerde
düz saçlara uğrar
ayak üstü bir akşamüstü
her plansız ürperişin sonu
hüsran
ve hüsran
çok sanat müziği bir kelimedir
yol bir yere gitmez
o bir durma biçimidir
yol yoluyla gidebilir yare
yoldan çıkabilir apansız
ve ömür bitebilir yoldan önce
ama yol bir yere gitmez
o bir durma biçimidir
yaşamak
hızlı bir ölme biçimidir
düşünce ışıktan yavaşsa
erken gidilmelidir
gerdan sözcüğüne
bir kuyumcuda da rastlayabilirsin
bir kasapta da
kalbin sızlamaz
bir kuzu yüreğini vitrinde görünce
o bir beslenme biçimidir
ama korkarsın
kurdun sevdiği havadan
ayakkabı yaparsın yılandan
yol bir yere gitmez
o bir durma biçimidir
her garantiyi istersin hayattan
oysa ölümle yaşam arası
uzun malum ince bir yol
bir yere gitmez
o bir ölme biçimidir
iyi yolculuklar denmez bir gidene
yapılamaz çünkü
çok yolculuk bir seferde
yolcu denmez her gidene
herkes o yolun taraftarı olmayabilir
hiç bir sürgün
gittiği yolu sevmez mesela
yol bir yere gitmez
o bir susma biçimidir
soğuk bir taşıtın uğultusunda

Yılmaz ERDOĞAN

Bilmem nerden geldiyse öyle dolaşırken siteleri bu fotoğraf gözüme ilişti. Ve sonrasında, sayın Erdoğan'dan bu şiir dolandı dilimde,yazmak istedim.TRT'de de Devlerin Aşkı dönmekte. Severim bu filmi her ne kadar konusu klasik de olsa Türkan&Kadir devleri aşkı anlatıyor.Zaten film müziğine lafım yok!Bir yandan da çayımı yudumluyorum. Beyaz Çikletciğim kulakların çınlasın, çay denince nedense aklıma hep sen geliyorsun, biliyorum ileride köy okulunun sobasında demlenen çayı içeceğiz beraber! Umutluyum!

Son zamanlarda fark ettim, artık şu konuda yazmalıyım demeden yazıyorum.Yo her zaman öyleydim ama daha böyle rahatım. Artık kasmıyorum. (Sanki kasıyordum da!) Yahu işte ne demek istedim anladınız.

Birkaç gündür ev kızı modunda annemle beraber kadın programlarını izlemekteyim.Ailece bu tür programlara tepkili de olsak,aaa hayatta izlemem deyip de izleyenlerden değilim. İzlerim ama tasvip etmem o ayrıdır. Ancak özellikle ATV'deki Müge Anlı'yı takip ederim.Beğenirim. Birkaç gündür izliyorum dedim ya, konu hep aynı ancak farklı kişiler hakkında. Konumuz,ne yazık ki, Kayıp Çocuklar...

ASLINDA düzeltmek gerekir, kaybolan değil,kaçırılan çocuklar....
Hayır,bir çocuk kaybolur ve o çocuk bulunur. Sonrasında,ailesine teslim edilir.Ahlaka uyan budur! Ama ahlak artık bulunması zor bir değer olduğu için, bu böyle olmamaktadır. Çocuklar kaybolur ve çocuktan bir daha haber alınamaz.Bunun yanı sıra, çocuklar kaçırılır ve sonrasını düşünmek bile acı! Ya organ mafyasının eline düşer ya evlatlık verilir ya da dilenci olur. Hepsinin temelinde para var ne acı! İnsanlık satılıyor ahali uyanın!

Kayıp vakalarının artmasıyla birlikte organ mafyasının adı daha da duyulmaya başlandı. Zaten var olan bir durum daha da dikkat çekmeye başladı. Hatta dizilere bile konu oldu. Ne acı! Küçük Kadınlar dizisinin fragmanında izledim, o dizide de bahsediyordu. ORGAN MAFYASI!BÖBREK SATIŞI!Allah'ım başlara vermesin!

Ve geçenlerde The Guardian dizisini izledim. Orada kaçırılan bir çocuğun,Koreli bir çocuğun, uyuşturucu mafyasının elinde uyuşturucu kuryesi olarak kullanılıyordu. Bu dizilerde senaryo her ne kadar kurgusal da olsa mutlak surette gerçeklik payı var. Ne acı!

Ne yapmalı ne etmeli bilemiyorum. Mutlaka her gün binlerce çocuk ve yetişkin kaybolmak da ve binlercesi de kaçırılmakta, ancak son zamanlarda daha mı arttı bu sayı?! İzlediniz mutlaka, bundan 5 sene önce emekli bir öğretmen böbrek satın almış ve kurtulmuş. Ve sonra kendisi de, insanlardan böbrek almış ve 20000'e aldığı böbreklerı 50000'e satarak bu işi ticarete dökmüş! NE ACI demeyeceğim, yazıklar olsun! Hatta büyük harflerle, YAZIKLAR OLSUN! Bir öğretmen olarak diyebileceğim tek şey bu!

Evet, bu yol nereye gider?! Bu yol uzar gider.Ama bu yol bir yere gitmez!Bu sadece bir durma biçimidir ve yaşamak hızlı bir ölme biçimidir!

Ama böyle yaşamak...
Her gün evlat hasretiyle yana yana yaşamak...
Allah başlara vermesin! Ne evladım var ne de bu hasreti hissederim ama zordur...
Allah başlara vermesin...

Hep söylüyorum, çoğu kimse kızıyor ama, Biz nefes almayı yaşamak sayıyoruz! Oysa yaşayan yaşıyor!

Hamd olsun!!!

2 yorum:

  1. hım en sevdiğim şiirlerden de biridir, teşekkürler paylaştığın için ayrıca..

    YanıtlaSil
  2. @khaos,

    Benim de sevdiğim şiirlerden birisi...Rica ederim:)

    YanıtlaSil

Paylaştıkça büyüdüm, büyüdükçe çoğaldı paylaştıklarım...

Related Posts with Thumbnails