4 Ekim 2009 Pazar

04.10.09 PAZAR

Gütünaydın blögcan,

Zor uyandım bugün. Sanırım dünün ağırlığı beni yatağa bağladı. Aslında birkaç kez uykum bölündü de döne döne durdum yatakta. Sonra Badem'in havlamalarıyla uyandım. Maşallah kuyruğuna basılmış gibi havlıyordu. Meğersem arkadaşı fındık oyuncağı uzakta kalmış,bağlı kaldığı için alamamış.Derdi buymuş! Şımarığım ya!

Hande Yener'den Hipnoz dinliyorum.Her ne kadar bu tarz hoşuma çok gitmese de hatunu seviyorum.Kahvaltı sonrası çayımı yudumluyorum.Zaten o kadar acele bir kahvaltı yaptım ki, sağolsun Badem bey, ne yesek istiyor.Arsız arsız...Rüyamda menemen yiyordum, annem menemen yapmış,şaşırdım.Aptala malum oldu demek ki...

Ah üstüme sanki tır düştü, her yerim felaket halde tutulmuş.Ben ise Kemal Doğulu& 1 Yerde dinleyerek kendime gelmeye çalışıyorum. Lay lay lay...



Bir yandan da gazetelere göz atıyorum. Anlayacağınız, an itibariyle yazdığım blog, bir romancının kitabı için yaptığı araştırmalar sonucunda aldığı notlar gibi...Aha!

Gazetenin birinde Günün Ülkesi Rusya adı altında bir yazı okudum. Daha doğrusu, güzel fotoğraflara rastladım.Benim bir gün gidip de görmek istediğim ülkelerden birisidir Rusya. Her ne kadar üniversitede iken Beyaz Ruslarla çok iyi olmasa da aram, hep gitmek istedim o topraklara.



Mimarlıkla her çok alakam olmamasına rağmen, mimari açıdan gösterişli bir ülke olduğuna inanmaktayım. Gösterişli ve şatafatlı olmasından mıdır nedir beni hep cezbetmiştir.Gerek mimari gerekse doğal güzellikleri çok bu ülkenin ama ne yazık ki en büyük sıkıntılarından birisi işsizlik...

Bölüm arkadaşım Natasha,işsizlikten dolayı insanların ne hallere geldiğini,özellikle var olan mafyaların güç savaşları yüzünden maddi imkanı olan Rusların ülkeyi terkettiğinden bahsetmişti. Zaten "Beyaz Kadın Ticareti'nin" de ne boyutta olduğunu biz de gözlemliyoruz. Yazık!


Gerek modernliğini gerekse gothic yapılarıyla tam bir sanatsal yapı gibi gelmekte bana Rusya. Neden bu tarz çizgiler seçiyorlar bilmiyorum ama bazı bazı Rusya denince korku salıyor içime.Belki de Sovyetler Birliği'nin varlığından belki de vakti zamanında Hostel filminin oralarda bir yerlerde geçmesinden dolayı ürperiyorum.



Bir uzman kişi konuşmak haddime değil ama legodan yapılan kaleler gibi yapıları.Ancak oldukça şaşalı! Renkleri de genelde kan kırmızısı! Aslında dikkat edilesi bir unsur da şudur, genelde kiliseler oldukça süslü ve dikkat çekici yapıtlar. Bizim hat ve minyatür sanatlarımız gibi onların da kendilerine ait bir sanatları mevcut,anlıyorum ama adı nedir bilmiyorum?!




Ve Rusya denince akla gelen bu bebekler. Adını her defasında unuttuğum bebekler.Matruşka bebekleri!

Kendisi Rusya'nın oymacılık ve resim sanatının göstergesi olarak yıllardır üretiliyormuş. İlginç ama ne güzeller.

Vakti zamanında, bizimkilerin ayrı olmadığı dönemlerde,sanırım 1993 yılı. Ben o dönemlerde 2.sınıfa geçmiştim.Annem,ben ve babam, babamın arkadaşlarıyla beraber Akdeniz-Ege turuna çıkmıştık.Kardeşimi anneanneme bırakmıştık. Okullar kapanır kapanmaz başlamıştı turumuz. Herkes kendi arabasıyla çıkmıştı, öyle tur kavramı çok yoktu o dönemlerde. Gittiğimiz her kasaba,köyde durmuş,eğlenmiştik.

O vakitlerde hatırlıyorum, Kuşadası mola yerimiz olmuştu. Çok severim ben Kuşadası'nı. İşte bu molanın akşamında,adettendir her gittiğimiz yerden bir şey alacağız ya, çarşıya çıkmıştık.Alışverişe...

Babam elimden tutmuştu, bir mağazaya götürmüştü beni. "Seç bakalım" cümlesinden sonrasını hatırlamıyorum. Her yer bu bebeklerle doluydu. Boy boy,renk renk, farklı farklı...Çocuk aklı işte,ağzım açık manyak gibi seçtiğimi hatırlıyorum, sonrasında 1 kardeşim, 1 de kendim için seçmiştim. Ama alamadık!

Neden? Annem gelmiş, Matruşka almanın gereksiz olduğunu hem zaten pahalı olduğunu söylemişti. Tatilde bile tartışma potansiyeline sahip olan ailem orda da kavga etmiş ve oyuncakları alamamıştık. Oyuncak diyorum ama işte çocuk için oyuncaktı!

Şimdi düşünüyorum da çoğu şeyi unutan bendeniz, mutsuz anıları nasıl da detayına dek hatırlıyorum!

Sonrasında çok istedim Matruşkalardan, ancak ya bulamadım ya da beğenmedim. Belki de ne zaman baksam onlara, aklıma Kuşadası ve babam gelecek diye almak istemedim. Tuhaf ama evim olsun alacağım! Ne demişler korkunun ve üzüntünün üstüne git! Aha...Uydurdum, kimse böyle bir şey dememiştir...

Öyle işte...

Virgül...

2 yorum:

  1. noneless bende ukrayna'dan gelen halis rus bebekleri var. 5'li. göndereyim ister misin sana?

    YanıtlaSil
  2. @Sevgili pandora,

    Ah canım benim düşünmen yeter...
    Nasıl duygulandım cidden, ama yok isteyemem böyle birşeyi...Cidden teşekkür ederim...

    YanıtlaSil

Paylaştıkça büyüdüm, büyüdükçe çoğaldı paylaştıklarım...

Related Posts with Thumbnails