30 Ekim 2009 Cuma

Anlık Mutluluk


Her ne kadar kaç gündür felaket halde grip ve faranjit ile savaşsam da diyetimi aksatmamaya dikkat ettim.Dahası, annemin zorlamalarıyla cidden yedim ve itiraf etmem gerekirse spora gidemedim.Gerçekten direncim yoktu.Bugün çok şükür iyiyim.İnşallah haftasonu spora devam ediyorum.

Normalde kilo takıntısı ya da sorunu olan kimseler bu karikatürdeki gibi tartılmak istemez.Ben buna "tartıfobia" diyorum. Ben de de vardı ta ki bugüne kadar.Diyete başlayalı tam 11 gün oldu,tartılmaya fırsatım olmamıştı ama kaç kilo olduğumu biliyordum.İnsanın kendini bilmesi ne güzel.Aha!Ve ve efendim ve ve başardım!Hızlı oldu ama bilmem nedendir, tam tamına 4.5 kilo verdim!Yanlış duymadınız, 4.5 kilo!

Hızla verilen kiloların ne kadar çabuk kiloları fazlasıyla geri aldığını, hızla kilo alabilen ama veremeyen birisi olarak biliyorum.Ama bu sefer hepsinden farklı.Hem diyet konusunda kararlı hem de spor konusunda ciddiyim.Az önce ne zamandır içine girmek istediğim ama giremediğim mini mini eteğimi denedim ve evet süper oldu.Oh be!

Darısı diğer fazlalıklara!

29 Ekim 2009 Perşembe

5'i 1 Yerde Mim!

Gütünaydın blögcan,
Mis gibi,yağmurlu bir Cumhuriyet sabahına uyandım yine.Tuhaf rüyalar gördüm ama hayırdır inşallah diyerek kendimi gaza getirdim.

Blogları kontrol ederken, değerli Fatih Cüce'nin beni mim'lediğini fark ettim.Oh!İyi ettin!Ellerine sağlık blogdaşım!Başlayalım başlayalım...







- Dolabını açtığında hangi renkler daha fazla?
Uuuu...Renk cümbüşüdür benim dolabım.Önceden öyle değildi.Aslında ben saç rengine göre giyinenlerdenim.KıhKıh!Ama asla değişmeyen iki rengim vardır.Kırmızı & Siyah!Seviyorum ne yapayım!



- Alışverişe gittiğinde hangi mağazaya uğramazsan olmaz?
Efendim, ben öyle markalara takıntılı, aman işte kotum şu,ayakkabım bu olsun diyenlerden değilim.Hatta sosyete pazarı denilen yerleri çok da severim,yeter ki yakışsın, yeter ki kaliteli olsun.Ama mutlak surette Mudo & Batik & PullandBear uğramadan da duramam.Tasarımları çok hoş ne yapayım!



- Kendini rahat hissettiğin giyim tarzı?
Yeri ve zamana göre giyinirim ama kesinlikle vazgeçemediğim tarz sanırım spor.Jean,converse ve mevsime göre sweat ya da tshirt. Ancak mesleğe başladığımdan beri, böyle şıkıdım şıkıdım giyinmeyi daha çok sever oldum.KıhKıh...

- Kesinlikle seksi diyebileceğin şeyler?
Dekoltenin seksilikle paralel olmadığını düşünenlerdenim sanırım ben.Göğüsleri,sırtı,bacakları fora yapmak bence kimi zaman seksilikten ziyade ucuzluğa eş değer.Renklerle de eş değer değil keza.Bu soru, biraz zorladı beni aslında.Ama bir erkek ya da bayanın oturuşu,duruşu ve sanırım mimikleri benim bu konuda fikir yürütmemi sağlar.



- Asla giymem dediğin kıyafetler?
Kişi ismi vermek istemem ama Hande Yener'in son zamanlarda giydiği o abuk sabuk kıyafetleri hayatta giymem.Ve tabii bi de basitim diye bağıran kıyafetleri de.Ve of pof, son zamanlarda herkes tarafından beğenilen ama benim pof beğenemediğim,kot eteğin altına giyilen o paçaları dantelli olan taytları.Madem etek giyiyorsun,bırak öyle kalsın.Ayyyy sanırım tayt-ımsı hedeleri de giymem yau..İkoncanlar gibi aaa bi de Emo gibi giyinmem aaa...Çizgim belli işte!



- Fiyatları gereği ulaşılması zor yabancı markalardan en beğendiğin?
Pof...Aslında zor soru.Ürünlere göre değişiyor aslında markalar.Hermes,Louis Vuitton & Gucci.Ulaşılması zor değil ama şu an mümkün değil.



- En fazla yatırım yaptığın sektör?
Tabii ki kitap sektörü.Aha böyle bir sektör var mı bilmem ama ben en çok kitaplarıma para harcarım.Feda olsun!



- Kitap, film, spor hangisini diğerlerinden daha çok yapıyorsun?
Hepsi!Hayatımda hepsinin yeri farklı farklı ama kitaplarımın yeri çok farklı...


- Dışarıdayken yemek yemeği en çok tercih ettiğin yerler?
İşte zor...Et yemez,fast food sevmez birisi olarak zor.Pof!Yer adı verip reklam yapmak istemem ama bulunduğum şehre göre değişiyor gittiğim mekanlar ama genelde farklı lezzetleri barındıran yerler tercihimdir.

Bu güzel mimi ben de sevgili blogdaşlarım CoachBear, Sarı & Geveze'ye armağan ediyorum...

Mimledim oh oh!

Bu arada değinmek istediğim bir şey var.Ukala olarak algılanmak istemem ama çok sevgili arkadaşlarım,mim sorularını kim hazırlıyor bilmem ama rica ederim soruları hazırlarken dilimizin yazım ve imla kurallarına uyalım.Ve tabii anlatım bozukluğundan da kaçınmaya dikkat edelim.Az önce sorulardaki hataları düzeltmek istedim ama yanlış anlaşılmaktan korktuğum için rica etmem daha mantıklı geldi.Öyle işte...

Sevgilerimle...

28 Ekim 2009 Çarşamba

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!



DİLERİM HER İL, HER İLÇE, HER CADDE SOKAK BAYRAKLARLA KUŞANIP ŞANIYLA ŞÖHRETİYLE
SANA LAYİK BİR ŞEKİLDE KARŞILAR BAYRAMIMIZI ATAM!



29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!
MİLLETİMİZ HÜR,VATANIMIZ TEK,ORDUMUZ GÜÇLÜ OLSUN!
TÜRKİYE, BARIŞ VE HUZURLA İLELEBET BAĞIMSIZ OLSUN!

GELECEĞİMİZ AYDINLIK VE UMUT DOLU OLSUN!
GELECEK NESİLLER VATAN,BAYRAK VE MİLLET SEVGİSİYLE BÜYÜSÜN!
GURURLA VE ŞEREFLE,

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!!!

27 Ekim 2009 Salı

Yağmur!!!



Önce gök gürledi sonra fırtına
Ruhumdaki fırtınaya bir fırtına daha
Yağmur
Acı
Hasret ve özlem
Hepsi hatırlattı seni bana
Yorgunum
Yorgun bedenim
Yağan yağmur
Biz
Sen
Ben
Yokuz yoksun yokum
Önce gök gürledi sonra fırtına
Ruhumdaki fırtınaya bir fırtına daha



Oh be!Kış geldi! Bütün gece sabaha kadar yağmur yağdı.Nasıl yağdı hem de oh mis!Kıbrıs'ın kışı gibi.Oh mis!Ölün mikroplar ölün!Gidin pislikler gidin!Bütün gece gök gürledi ve yağmur başladı.Deli gibi hem de...Hatta bir ara gök yarıldı sandım,öyle bir yağdı ki...

Oh! Toprak kokusu!Evimin,odamın içi mis gibi yağmur kokuyor,mis gibi toprak...
Ah seviyorum yağmuru...

Cem Adrian & Yağmur çalıyor şu an ve yağmur yeniden yavaş yavaş çisilemeye başlıyor.

Korkmuyorum artık senden gece
Korkmuyorum hiç karanlık
Üzerime gel istersen
Sar beni ben kaçıp gitmem
Korkmuyorum artık senden yalnızlık
Korkmuyorum hiç korkmuyorum
Yüreğime vur vur istersen
Kalmadı hiç kaçıp gitmem

Seviyorum yağmuru...
Huzur...Yeniden...Umut...Yeniden...
Ah damağımda bıraktığı tadı Bertuğ Cemil & Yağmur'la pekiştiriyorum.
Yağmur Yağmur Yağmur Yağmur
Geri verecek buharlaşan sevgimizi
Yağmur Yağmur Yağmur Yağmur
Sessizce silecek kibirimizi
Virgül...

26 Ekim 2009 Pazartesi

"Dünya"

NE ruhen ne de fiziken daha iyiyim.Bu halime rağmen gittim paşalar gibi Coğrafya çalıştım.Sonra kendime ödül olarak bir Çokoprens ısmarladım.Bu kadarını hak ettim ki...

Ama akarsuları,gölleri,yapılarını öğrendikten sonra...

Kendi kendime sakin sakin son zamanlarda dinlediğim o güzel albümü açtım.


YILDIZ USMANOVA...
Kısaca bilgi vermek gerekirse eğer,Yıldız Usmanova Orta Asya'nın Madonna'sı olarak bilinen bir usta ses kendisi.Bugüne kadar dünya üzerinde 20 milyon albüm satan gerçek bir sanatçı. Özbekistan kökenli sanatçı,gerçekten muhteşem şekilde Türkçe yorumluyor şarkıları.Zaten eğer albümü dinlerseniz, ne usta seslere rastlayacaksınız.Fatih Erkoç yeter zaten!Albümü yapan başarılı Mustafa Ceceli de olunca bu albüme doyamadım.


HER parça öyle güzel öyle içten ki cidden ben bir albümü bu kadar isteyerek nadiren dinledim.Zaten Usmonova'nın sesi öyle kadife ki...Bir şarkıyı 3-4 defa ard arda dinledikçe dinliyorum.Gözlerimi kapayınca,sanki ne an itibariyle daha da artan gribin etkisini ne de içimdeki sıkıntıyı hatırlıyorum.
Şiddetle öneriyorum...Yüreğine sağlık Yıldız Usmonova...

Yorgunum!


Yorgunum,
Gide gide bitmedi yollarım.Sırtımda heybesi geçmişin,yakamda izi günahların.
Ne dağlar görmedim,ne ovalar engebesiz...
Sanki sonsuza uzanan bir mavi karanlıktayım.
Bir aydınlık,bir karanlık,bir mavi...
Renkler bile dönüp duran dünyaya döndü günlerimde...
Varlıkla yokluk arası,mutsuzlukla umudu arayış masalı benim yolum...
Yorgunum,
Uzaktan seyrettim denizlerin dalgayla kavuşmasını.
Gruba karşı mavinin kızıla dönüşünü...
Yağmurun toprağa basışını izledim,yürürken hiç ıslanmadan...
Kışın baharı kucaklamasını sevince dönüşen hüzünleri gördüm...
Gülümseyen gözyaşlarını içtim sabahların...
Yürüdüm hiç usanmadan,yarınlara kanmadan,geçmişe ağlamadan...
Yürüsem yürüsem dedim hiç durmadan...
Yürümekle aşınmaz ki yollarım...
Yorgunum,
Gitmekten değil yorgunluğum, ne mevsimden ne havadan ne gökten...
En masum görünen insanların yalancılığından yoruldum.
Yoruldum bencilliği yaşamdan sayanlardan.
Yorgunum,
Işığa karanlık bakanlardan...
Kendimi onlarda bulmaktan yoruldum,savaşa yenik başlamaktan...
Belki de savaşın içinde kaybolmaktan korkuyorum,yürürken kaybolmaktan...
Yorgunum,
Bir bıçak sırtında yaşamaktan...
Göğsümde tıkanmış bir öksürük gibi,güneşe özlemle bakarken,üşümekten...
İyimser bir gökyüzünde günler ve geceler sarhoş olamamaktan...
Yarınlara umutsuz,sorumluluğu yüzünde taşıyan,analı babalı kimsesiz çocuklarda eridim yürürken...
İnadına yaşayan analarla büyüdüm,sessizliğe mahkum haykıran babalarda yitirdim çocukluğumu...
Yorgunum,
Belirsiz bir hüzne sarılmaktan...
Hep alan,vermeyi kayıp sanan hüzünlerdi parmak uçlarımla nefes nefese koştuğum.
Hiç varamadığım menzillerdi yakalayamadığım...
Bulduğum mahzun kır çiçekleriyle oyaladım kendimi bir zaman...
Çiçeklerin ömrü kelebekler kadar kısadır yollarda...
Kopardığın an, bir bakarsın,soluvermiş...
Kandırmış seni,eski canlılığında kalacağım diye.
Cansız,solgun çiçeğe benzer, fersiz gözlerden,yoruldum...
Yorgunum,
Beyaz,temiz bir çarşafta uyumak istiyorum...
Umudu yaşatan cümlelerle örtünmek istiyorum.
Gözlerinde çığlık çığlığa mutluluk fışkırtsın istiyorum sevdiklerim.
Çağlayanlar gibi...
Dalıp gideyim seslerinde,yüzlerinde bulayım nefesimi.
Neredeyse,hangi geçtiğim yolda kalmışsa,geri dönmeye razıyım,yeniden yürümek pahasına...
Yorgunluğumu unutmak pahasına...
Mutluluğu onlar bulsun da...
Yorgunum,
Gitsem,gitsem bitmeyecek masalım...
Gökten hiç düşmeyecek elmalarım...
Yorgunum,
Ben tükensem,bitmeyecek yollarım...

Nefes Almak Yaşamak Değil!


Gözlerim kan çanağına döndü.Bütün gece uyumadım.
Aslında kendimden bahsetmeyecektim uzun süre. Yani sorunlardan,sıkıntılardan.Ama yok bu sefer cidden beter haldeyim.Ne yapacağımı bilemiyorum,nasıl anlatacağımı.Maddi manevi batmış durumdayım an itibariyle!Dün gece hoş olmayan haberler aldım ve kalakaldım.
Kaç gündür domuz gribi domuz gribi diye haberleri izliyoruz.Geçenlerde Tv'de Ankara'da kuzenimin okulunda 5 öğrencinin domuz gribi teşhisiyle karantina altına alındığını izledim.Aradık, Taha'da gripmiş,aman dikkatli olun'ları söyledik ettik.Dün teyzem aradı.Önceki gece anneannem bayılmış,yüksek ateşten!Bilincini kaybetmiş ve dahası Taha'da iyi değilmiş!İkisi de apar topar hastaneye kaldırılmış ve camlı gözlem odalarında yatıyorlarmış,tahlilleri yapılmış ama kimse bir şey söylememiş!Bugün inşallah iyi haberleri alacağız.İnşallah!Sonra,canımı fena sıkan bir mail aldım ama bunu anlatmasam daha mı iyi!Off...
Bilmiyorum ya hayat hep beni mi buluyor! Hayır,klasik bir söz ama öyle değil mi?!
Cidden yorgun bir bedene sahibim,ruhani dünyam da beter halde! Bu arada ben de gribim ama benimkisi sıkıntının verdiği bir grip kanımca.Bir şey yok,aşırı halsizlik haricinde.
İSYAN da etmek istemiyorum ama ne yapacağım?!

Evdeki durumlar zaten fena beter halde.Artık susuyorum ve bana ne deniyorsa robot misali hareket ediyorum ama her geçen gün beni kaybediyorlar,ben kendimi kaybediyorum biliyorum.Cidden bu kadarını hak edecek ne yaptım!Hayat bir sınav,kabul ediyorum,Yaradan hepimizi sınıyor ama bu sınavı geçmek neden bana bu kadar zor!Aklımı kaybetmekten ve yanlış şeyler yapmaktan korkuyorum.İmanım ve inancım bütün olmasaydı çoktan yapmıştım ki biliyorum kaybettiğim an cidden yokum...
Bakıyorum etrafıma,ya geçeyim etrafımdaki insanları,kardeşime bakıyorum.Mutlu olsun,umursamasın,Allah hiç canını yakmasın,hep onu korusun ama neden diyorum.Aynı evde,aynı durumdayız ama o neden bu kadar umursamadan yaşıyor.Asilik altına sığınıp yaşıyor.Peki ben neden bu kadar umursuyorum.Ya anlatamadım ama...Öyle işte...
Evet,cidden millete bakıyorum da millet yaşıyor.Biz nefes almayı yaşamak sanıyoruz.En azından ben!Nefes alıyorum,sağlığım yerinde,annem babam kardeşim ve aşkım yaşıyor çok şükür diyorum,sevdiklerim iyi diyorum,hamd olsun diyorum ama bu değil yaşamak...Diskolarda,barlarda olmak değil niyetim,şöyle sakin kafayla bir bardak su içebilmek.Yemin ederim,ne arabada ne eğlencede ne de başka bir şeyde gözüm var,kalmadı artık.Tamam,bazı bazı istiyorum,nefs bu ama cidden artık huzur istiyorum.Tek dileğim bu!Bir günde yatağa yatınca huzurla uyumak ve uyandığımda kendimi sevmek istiyorum.Pollyannacılık oyunundan yoruldum.Boş tarafına bakmıyorum bile bardağın ama kendimi tanımaz oldum.
Bir arkadaşım var,kardeşim,ilkokul arkadaşım,kulağı çınlasın.Askerde olduğu halde,her gün arar.Bir gün bile adımı söylemedi, hep hocam der.Can kardeşimdir.Sabret hocam,geçecek bunlar,elbet bir yerden bir kapı açılacak ve sıkıntıların geçecek,sen güçlü ol,vazgeçme.Yukarıdakinin bildiği bir şey vardır elbet der her zaman.Evet,ben de ona katılıyorum,diyorum ya inancım olmasa böyle dayanamazdım.Hani Yaradan,kuluna taşıyamayacağından ağır yük vermezmiş ya kabul ama ben bu kadarını kaldıramıyorum sanırım.
Her seferinde belim bükülüyor ama yıkılmıyorum ama bu sefer sanırım cidden kalkamıyorum...
Ve susmaya devam ediyorum...

24 Ekim 2009 Cumartesi

Yine Mi?!



Valla bilmiyorum, anlamıyorum.Annemin bir decoderi (sevmiyorum İngilizce kelimeleri ama bir an durdu beynim), şifre çözücüsü, var mıdır acaba? Durduk yere bana sarmasını anlamıyorum.(Tabirler tam sokak dili oldu ama ne yapayım, durduk yere gerildim.)

Bu sefer gerçekten bir şey demedim hatta bir şeyde yapmadım.Cidden bir şey yapmadım.Kendi halimde oturuyordum, hatta öyle oturmuş televizyonda salak salak Es Es izliyordum.Baktı baktı, sonra başladı bir şeyler demeye.Kızdı gitti.

Yanına gittim, biraz cilve yapayım diye. Yok, günün stresini attı üzerimde. Ama susuyorum.Susuyorum da artık iç sesim "Beni Rahat Bırak Anne" diye haykırıyor.Lütfen sarma bana anne, ne yapıyorum da diyor da susmak sanırım daha iyi.Bakalım ne olacak! Annem ah ah seviyorum seni de yorma beni artık, bari sen yorma!!!

Kalemimin Ucundan Döküverdim...


Aşka mı geldim?!
Bilmem bir anda hafızamı yoklarken dilime gelen şiirleri sizinle paylaşmak istedim.İtiraf ediyorum, buna neden biraz da sevgili Fatih'in kendi blogunda paylaştığı video.Nazım Hikmet'in o güzel şiiriyle aklıma geldi şiirler ve paylaşmak istedim.Sanırım benim tek yapabildiğim şey sevmek. Başka ne işe yarıyorum ki?! Hiç...
Sabah umut dolu blogları yazan kız gitti sanki şu an yerine başka biri geldi.Aynadaki beni sevmedim az önce nedensiz.Ders de çalışamadım nedense.Tarih kitabını açtım ve açtığım an, "Bu senede olmazsa ne olacak?" sorusu geldi.Tıkandım. Evirdim çevirdim kitabı. Baktım testlere.Sonra aklıma bilimum hedeler geldi.Tıkandım işte.Zaten son zamanlarda böyle dengesiz hallerim söz konusu.Ama bu durum bir ben de yok bilirim.Bilmiyorum ne yapacağım.Vazgeçtim çalışmaktan bir ara.Öğle yemeği moduna geçtim.Sanki çok çalıştım ya kendime ödül olsun istedim.Pof!1 dilim kepek ekmeğine yağsız labne sürüp 2 mandalinayla beraber ham yaptım.Pof!Bol su da cabası...Ve şimdi kızarak ama tadına doyamayarak Piko Piko Piko yiyorum. Dayanamamazlıktan değil, kan şekerim düştü sanki.Bahane mi?! Nefsime dur demeliyim ama...
Ya ben cidden başarı nedir bilmeyen biri miyim?!
Yok yok kendimi derse vereceğim birazdan...
Hadi şimdilik adios amigos...

Ben Seni Sevdim Mi?!



Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne
Tuttum, ta içime oturttum seni
Aldım, okşadım saçlarını, öptüm
İçtim yudum yudum güzelliğini

Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette
Bendeydi özlemlerin en korkuncu
Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan,
Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu

Ben seni sevdim mi? doğrusu
Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim
Biri vardı ağlayan gecelerce
Biri vardı sana tutkun; o bendim

Ben seni sevdim mi? Sevdim en büyük
En solmayan güller açtı içimde
Ömrümü değerli kılan bir şeydin
Sen benim boz bulanık gençliğimde

Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya
Bir çizgiye vardım seninle beraber
Ve bir gün orada yitirdim seni
Ben seni sevdim mi? Sevdim....

Ümit Yaşar OĞUZCAN

Sevdim...


Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili

Ben senin en çok ellerini sevdim
Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde
En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kah çocukça mavi, kah inadına yeşil
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil

Ben senin en çok gülüşünü sevdim
Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
Unutturur bana birden acıları, güçlükleri
Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman

Ben senin en çok davranışlarını sevdim
Güçsüze merhametini, zalime direnişini
Haksızlıklar, zorbalıklar karsısında
Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini

Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
Tüm çocuklara kanat geren anneliğini
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
Sensin, her şeyin üstünde tutan sevgini

Ben senin en çok bana yansımanı sevdim
Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...

Ümit Yaşar OĞUZCAN

P.S: İlk günkü gibi çok seviyorum işte...Ben seni sen olduğun için sevdim. Kayıtsız şartsız hayal gibi...

Umut'lu İlkbahar



Tünaydın efendim.

Tünaydın mı?!Evet, bugün güne çok erken başladım. Uyandığımda hava yarı karanlıktı. Mis gibi yağmur kokusu vardı. Sanırım gece yağmur çisilemiş ve havaya ilkbahar kokusu serpiştirmişti.Mis gibi havayı bünyeye sindirdim önce balkonda. Sonrasında, azimli NoNeLeSS giyindi ve sabahın o mis saatlerinde mis kokuyu daha da bünyeye çekmek için yürüyüşe gitti. Yürüdü yürüdü sonrasında da sporunu yaptı, hatta Badem'i bile gezdirdi.Geldi,duşunu aldı.Hafif kahvaltısını yaptı.Kahvaltı da neler yedi acaba?!

- 1 dilim beyaz peynir (Kibrit kutusundan birazcık büyük, ee kendime ödül!)
- 4 dilim domates (Hiç tuz yok:))
- Azıcık azıcık salatalık (Yine hiç tuz yok:))
- 2 siyah zeytin (Sele zeytin:))
- 1.5 dilim kepek ekmeği
- 1 bardak açık ve her zamanki gibi şekersiz çay

Oh!Şimdi limonlu suyunu yudumlamakta...

Güne erken saatlerde başlamayı seviyorum aslında.Her ne kadar bazı bazı bedeni yataktan ayırmak zor olsa da...Bugün hava daha az sıcak burada, en azından önceki günlere nazaran.Bunu iyi değerlendirmem gerek sanki. Balkonda ders çalışmak gibi fikirlerim var aslında. Bakalım azimli şahsım buna da azmedebilecek mi?!

Bilemiyorum ama tuhaf rüyalar görmeye başladım. Anlamadım.(Konuyu bağlayacağım şimdi:))

Rüyamda herkes tartılıyordu ama bu tartı kaç kalori yaktığını gösteriyordu. Tartılanlar kimlerdi bilmiyorum ama sırayla herkes çıkıyordu ve gerçekten iyiydi sonuçlar ama ben sadece 89 kalori yakabilmişim epi topu.Kötü oldum. Sonra, sınava da girdim KaPeSeSe'ye ve 11 almışım. Pof!Her şey beter durumdaydı yani.İnşallah bu rüyalar tersine döner Yarabbim!

Her şeyin hayırlısı...Allah sağlık versin!

---

Şimdi Show Tv'de Cumartesi Sürprizi'ni izliyorum. Normalde magazinden uzak duran bünyem an itibariyle beter oldum.Safiye Soyman ve oğlu Harun bey vardı. Harun bey MS hastası.Bunu sanırım herkes biliyor artık. Harun bey Bilkent Üniversitesi Turizm ve Seyahat İşletmeciliği mezunuymuş.Kendi iş yeri,arabası,evi,eşi anlayacağınız her şeyi varmış.Bundan 9 sene önce rahatsızlanmış ve rahatsızlanınca ilk eşi bırakmış.Sonra her şeyini yitirmiş ama bir şeyini yitirmemiş. UMUDUNU!

Şu an Aöf'ten 2.üniversitesini okuyormuş, İşletme 3.sınıf öğrencisiymiş.Her ne kadar MS'in tedavisi olmasa da UMUDUNU yitirmeden okumaya ve şükretmeye devam ediyor.

"Beterin beteri var, bu halime de şükür. Sürekli makineye bağlı yaşayanlar da var, gözünü açıp da annesi göremeyen de var. Ben iyileşeceğim, yine çalışacağım ve bu sefer ben anneme bakacağım, hakkını ödeyemem ama ben evlat olacağım" diyor.

Off...

Çok şükür! Düşündüm de nelere isyan ediyoruz. Rabbim sağlık versin. Kötü oldum yine...
(hüngür)

Bağlamam gerekirse, şükür bugüne yarına...Bu yüzden asla vazgeçmem.Rüyalar ne derse desin,asla vazgeçmem...Vazgeçersem, ölüden farkım kalmaz sanırım...Hayırlısı olsun...



Bütün yüreğiyle umut edenlere armağan ediyorum bu şiiri ve biraz susuyorum...

Bir UMUT

Yorgunsun,uzaklardan gelmişsin;
Yitirmişsin neyin varsa birer birer.
Bir sağlık,bir sevinç,bir umut...
Onlar da neredeyse gitti gider.

Dost bildiğim insanların yüzleri
Aynalar gibi kapkara
Suyu mu çekilmiş bulutların?
Dönmüşsün kuruyan ırmaklara.

Taşlara düşen saat gibi,
Ne artı,ne eksi.
Bir sağlık,bir sevinç,bir umut.
Hikaye hepsi.

Cahit Sıtkı TARANCI
Related Posts with Thumbnails