8 Eylül 2009 Salı

Yağmur...


Yazamadım bugün. Sabah erken kalkıp yoğunluğu dindirmeye çalıştım. Çalıştım da yapabildiğim kadarını yaptım. Mersin'e gidiş tarihi ayın 12'sine sarktı. Sarksın bakalım, ne olacaksa?! Koştur koştur halama gittik, yazlığın anahtarını vermek için. Sonrasında,çıktık oradan. Bu arada benden 1.5 yaş büyük olan kuzenimin bebeği olacakmış.Çok duygulandım.Çok da tuhaf oldum. Yaradan annesiyle babasıyla büyütsün!

Günlük rutin şeylerdi sonrası.
Aniden yağmur bastırdı. Mis gibi toprak kokusu bünyeme sindi. Sırılsıklam ıslanmak istedim, yapamadım. Nedense ürktüm bir an. Yağmurun beni sarmasından mı korktum yoksa bünyeme dolan toprak kokusundan mı anlamadım. Kış geldi gibi Kayseri'ye. Kışlıkları bile giydim. Sonbaharlık mı demeliydim acaba?!

BEN çok severim sonbaharı. Aslında her mevsimi çok severim ama bu mevsim beni tuhaf duygulara sürükler. Hani genelde yağmurlu havalar insanları hüzünlendirir ya, ben de hüzünlenirim ama severim, çok severim ben yağmuru ve sonbaharı. Hele de elimde kupam, dumanı üstünde kahvemle ve annemin gençlik şalıyla balkonda oturup dışarıyı izlemeyi çok severim. Mis kokan toprak hep huzur verir bana, belki de bundan severim.İftardan sonra bunu eyleme geçirmeliyim. Bazılarına göre sıradandır bu ama bana göre dünyalara bedeldir, huzur verir bana...

Minik şeylerle mutlu olmasını seviyorum...Hamd olsun!!!

Halen yağmur yağıyor, bazı bazı hızlanarak bazı bazı çiseleyerek yağıyor yağmur. Mis gibi.Yağsın tabii.Sel almadan dünyayı, barajlar dolsun, mis olsun mis...

VE sonra düşünüyorum da acaba diyorum, ben burada evimde sıcacık, yağmur beni ıslatmadan otururken, bu yağmurun ıslattığı evler, donan eller de mi yağmurdan benim aldığım zevki alıyor?!

Offzzz...

RABBİM HERKESE BEREKETİNDEN VERSİN!

Yağmur herkese huzur getirsin...

4 yorum:

  1. ben de çok severim sonbaharı ama daha çok bahar kavramını severim. değişimdir çünkü o, başkalaşımı simgeler. hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı görürsün, bu insan için iyi de olabilir kötü de, bakış açısına göre değişir...
    empati kurmanın bu gibi zorlukları var işte, sen yağmurdan zevk alırken aklına takılıverir, acaba diğer insanlar napıyorlar diye. o an içine şüphe düşer, kendini sorgularsın ve kimi zaman lanet edersin hayatın adaletsizliğine. çok zordur empati kurmak, kurduktan sonrasıysa ayrı bir zorluk verir insana... Allah hepimize sabır ihsan eylesin.

    YanıtlaSil
  2. @Sevgili glaskas,

    Ne kadar güzel tümceler kurmuşun. Evet, kesinlikle "değişim" olması da beni cezbeden noktası baharın;ama ben özellikle sonbaharcıyım.Bilinmez, belki de sonbahar sayesinde hayatı daha da çok irdeliyorum...

    Geçenlerde sevgili GAYYOR bir yazısında YOKSUNLUK kavramını çok güzel anlatmıştı.
    Bugün farkettim ki ben yoksunluktan çok uzakta bir yerdeyim...

    Empati kurmak insan olmanın temel noktalarından kanımca...

    Dilerim herkes empati kurar ve çekilmez denilen hayat çekilebilir bir hale gelir...

    Güzel dileğin için de, Amin:)

    YanıtlaSil
  3. baharın hangisini tercih edersin desen normalde ilkbahar derim ama şu sıralar okadar karışığım ki benim de kendimi dinlemeye ihtiyacım var sanırım, o yüzden sonbahar çok daha çekici geliyor :)

    aslında blog alemine yeni daldım ve çabuk çıkmam gerekecek, çünkü üniversiteye başlayacağım bu sene, haliyle netle kopuk olacağım. bu beni üzüyor aslında :(

    bittabi empati kurmak insan olmanın temel taşlarından, ancak alınan yük de pek az değil. sonuçta sen ve senin gibilerden çok, diğer insanların ne düşündüğüne kafa yoruyorsun, haliyle çok çabuk yoruluyor insan... bundan pişman mıyım? asla. ancak yine de öyle zamanlar oluyor ki çok yorgun buluyorum kendimi, şimdi de ozamanlardan birindeym aslında ve korkuyorum. ben bu kadar içime kapalıyken nasıl insanlarla tanışabilirim diye düşünüyorum, daha da içime kapanıyorum...

    bu aslında dediğin gibi sonbahardan da kaynaklı, hani insan hayatı daha çok irdeledikçe nasıl pis bir yer olduğunu görüyor ya, kendi içine baktığında görüyor ki orda da durum hayattan farklı değil, haliyle başlıyor bir iç mücadele. sonbaharın bu depresif-yenilikçi halinin üstüne ramazan da eklenince değmeyin keyfine oluyor. içe kapanmak için daha başka sebebe ihtiyaç var mı ki?

    YanıtlaSil
  4. @Sevgili glaskas,

    Öncelikle seni kucak dolusu tebrik ederim, hayırlı olsun ama üniversiteye başlamak netten kopmak anlamına gelmez, mutlak surette kalacağın ev ya da yurtta net bağlantısı olur. Çok çalışsan da nete girersin, bu yüzden yaz yaz:)(hoş, her ne kadar davetiyesiz seni izlemek mümkün olmasa da:))

    Değişim her zaman insanları korkutur. Ben de bilmediğim Kıbrıs'a, okumaya giderken yusuflardaydım tabiri caizse. Bir de bursu düşürürsem okul hayatım biter mottosuyla gitmiştim.Ama sonra cidden sayısız arkadaşım ve sayılı dostum oldu:)

    Sonrası, okul hayatında devam etti, korktum...
    Staj...
    Ops...Öğrencilerin karşısına ilk çıkış...

    Ee bitti okul...
    İş görüşmeleri, atama ve iş yaşantısı...

    Bak şimdi Mersin'e taşınıyoruz ve yine korkuyorum...Ama bu tür korkular biraz yorsa ve hatta depresif hallere de soksa beni bu yorgunluklar bile güzel...Çünkü adı tecrübe...

    VE benden sana bir abla tavsiyesi,içine kapan ama özeline kapan,hayatı dolu dolu yaşa, nasılsa bitip gidiyor, değmiyor...

    Sevgiyle kal glaskas:)

    YanıtlaSil

Paylaştıkça büyüdüm, büyüdükçe çoğaldı paylaştıklarım...

Related Posts with Thumbnails