6 Eylül 2009 Pazar

Film Criticism


An itibariyle iyice daralmış olan ruhumu daha da daraltmak adına Atv'de ilk kez yayınlanan While the Children Sleep isimli filmi izlemekteyim.Konusu sabit aslında ama merak edenler burdan bakabilir. Yani çok bir manası yok aslında bu filmin ama nedensiz izlemekteyim. Aslında bu tür filmler neden yapılır, aklım mantığım almıyor ama sanırım bu filmlerin yapımcısı,senaristleri kendi ülkesindeki sorunları bir şekilde dile getirmekte. Bilmiyorum, anlamıyorum ama öyle. Hayır, bir de böyle sürmanşetten Tv'de İlkkez diye veriyorlar ya insanlar da bir şey bekliyor. Yahu ben şimdi neden cellalendim ki...Ne olursa olsun sanki di mi? Ama işte insan istemdışı rahatsız olmakta bu filmden. Bakıcı hatun herkesi öldürmekte, sonrada masum rolüne yatmakta.Falan filan! İşte, evin beyine aşık olmakta...
Hayır, ben bir film eleştirmeni değilim. O kadar da usta değilim.Ancak bu kadar basit bir filmi eleştirmeyi de aslında kendime yediremiyorum, ne de olsa yıllarca literature & contexts dersleri aldım.Cidden ağır filmleri izledim de eleştirdim, bu tip filmlerin ne mantıkla yapıldığını anlayacak kadar da piştim ama yok sinir oldum işte!
Mesela, bir PSYCHO filmi vardı ki ah ah dillere destan...Her türlü sanatsal ve görsel değerlerin bütünleştiği.1960 siyah beyaz bir filmdi.



Ahanda yukarıdaki afişte taa kendisidir. Alfred Hitchcock'un yönettiği bu filmde birçok film tekniği kullanılmış ve bu teknikler, edebiyatla birleşmiştir. He şimdi izlemek isterseniz, "Bu mu?" diyebilirsiniz. Ama o zamanlar film yapmak kolay olmasa gerek...
Keza, THE SHINING filmi de 1980 yapımı olmasına rağmen ne zaman izlesem aynı etkiyi bünyede bırakmaktadır. Zaten, Stanley Kubrick'in yönettiği ve senaryosunu Stephen King'le paylaştığı film mutlaka izlemeye değerdir. Ve bilindiği üzere, Jack Nicholson'da bu film ile adını daha da duyurmuştur.



Ahanda bu da o filmin afişidir. Ah ah ne çok essay* yazdım, ne çok ödev yaptım. Her saniyesini kaç kere izledim de yorumladım. Ah ah okulum, bölümüm bana ne kaliteli filmler kattı! Neler öğretti neler...
VE şimdi bu tip tabiri caizse, dandik filmleri görünce içim acıyor. Nedensizce kendimi kaleme kağıda olmasa da klavyedeki tuşlara veriyorum. Seviyorum ya yazmayı, yorum da yapmayı...
*essay: makale,deneme

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Paylaştıkça büyüdüm, büyüdükçe çoğaldı paylaştıklarım...

Related Posts with Thumbnails