27 Ağustos 2009 Perşembe

Hayallerden Bir Kare II...


Ah ne severim papatyaları, kasımpatlarını.Normalde alerjim vardır çiçeklere, polenlere ama dayanamam ne zaman bir papatya görsem koşarım yanına. Çiçek dediğin kokmalıdır, bilirim papatya da kokmaz ama yapacak bir şey yok,kokmuyor kendisi ama seviyorum.Ne kadar da severim ki papatyayı, masum masum çok masum çiçek.Oysa ki herkes ne kadar hor görür papatya der, papatya falı yapar biter gider....

Ah blögcan, çok şükür iftarımızı yaptık, hatta Badem bey ile de oynadık, az önce görmeliydiniz, ah kardeşim çorap giymeye çalışıyordu, Badem bey de çorabı aldı ve kaçtı. Başladı kovalama...Off iyi ki var bu cici yaratık.
Ve onlar adda gitti az önce ve ben de her zamanki gibi kendime mis gibi bir fincan kahve yaptım, sımsıcak, nescafem oh ve fonda Farid Farjad çalarken...Oh içimde huzur kümeleri kesişmeye başladı. Ne kadar güzel ve anlamlı çalıyor Usta'm...Goleh Pomchal ve Farjad...


Dinleniyorum nedense. Sanki benim için çalıyor kendisi, bütün eserlerinde sanki bir ben varım, o kadar hüzünlü çalıyor ki insanı bir anda çepeçevre sarıp ağlatabiliyor. Allah'tan kahvem ve bitter çikolatam var, Sihirli Eller kulağın çınlasın, kızdın ya bana hani içmiyorum bugün sigara:) Aslında tam zamanı sigarayı bırakmak için ama bilmiyorum kendimi avutuyorum onunla ama ah bu konu hoş değil, bir eğitmen olarak örnek mi olmalıyım:p
Ay iyice çamura yattım, batıyorum...


Ah Farjad nasıl çalıyor nasıl güzel çalıyor...
Bir gün bir gün fırsatım olursa ve tabii o kadar maddi kaynağım da olursa kesinlikle gideceğim konserinin en premium noktasında yer alıp, elimdeki bütün albümlerini imzalamasını rica edeceğim. Evet, ne kadar özel bir ambiyans...Düşünsenize, loş ışıklar altında, mumlarla bezenmiş bir salon; Usta arkasına aldığı senfoni orkestrasıyla üzerinde şık kıyafeti elinde kemanı ve yanında piyanosu...Bütün salondaki davetliler elit kimseler, kimisi yazar, kimisi şair ve daha niceleri...Herkes gayet şık, gayet kibar...Ses tonunu yükselten bir kimse bile yok. Ve Usta başlıyor, insanları hüzünlü tınılarla bezeyerek dinlendiriyor, dinlendirirken hüzünlendiriyor.O an sevdiğinizin elini tutup, gözlerine bakıp beraber bu mutluluğu yaşadığınız için bir kez daha şükrediyorsunuz...


Hayal işte...
Ama zaten hayallerimden kareler veriyorum ki sizlere...
Ne Farjad var ne orkestra ne de sevdiğim yanımda. Ama olsun bunu gözlerimi kapatmadan, yazarken de yaşıyorum. Ay ne kadar güzel mis gibi bir hayal. Hadi şimdi tınımızı değiştirelim. Bu hüzünkar hayallerden uyanalım, zaten kahvemin sıcaklığıyla da dilim yandı. Evet, alakasız ama "Süt içtim dilim yandı" türküsü geldi aklıma. Ah ben ne karma bir yapıya sahibim, az önce hüzünlenirken şimdi türkülerle coşuyorum.


Aha...


Cidden ben ne kadar karma ama o kadar güzel bir varlığım!
Sevdim kendimi bir an, ay kendime kurban olurum!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Paylaştıkça büyüdüm, büyüdükçe çoğaldı paylaştıklarım...

Related Posts with Thumbnails