24 Ağustos 2009 Pazartesi

Bu Benim Dünyam!!!

Günaydın blogcan,
Aslında tünaydın mı demek gerekiyor bilmem ama bünyeyi ancak kaldırabildim yataktan. 30 dk oldu olmadı. Baş ağrım halen mevcut, sabah sevgili annem bana Terapist arkadaşımızın da dediği gibi, aktarlardan Çin Yağı'nı aldı. Bakalım deneyeceğim ancak şu an o kadar üşeniyorum ki...
Of zaten ben bu üşengeçlikle bilmem ne olacağım...
Aslında hiç öyle değildim ama içimdeki yerinde duramama neşesini birisi aldı sanki...
Neyse ya...

Bugün sizinle son zamanlarda amatörce çektiğim fotoğraflarımı paylaşmak ve şu üzerimdeki ölü toprağını bir nebzede atmak istiyorum.
Her ne kadar fotoğraf makinesine sahip olamasam da, sağolsun bir arkadaşım fotoğraf makinesiyle bir kaç gün kendimi mutlu hissettirmeye çalıştım.
Başarılı oldum olmadım burası tartışılır ama sevdim ben bu işi...
Nasip olursa kendime bir makine almak istiyorum...
Sanatsal değeri olmasa da çektikçe çektim...
Zaten fotoğraf çekmeyi seven ama çekilmeyi sevmeyen bir bünyem var. Biraz fotojenik olsam lafım yok da...Tık yok! Fakir düğünlerindeki gibi, "tık" bitti...Ne alakaysa...
Neyse dönelim benim harika (!) eserlerime...



Efendim yukarıda görmüş olduğunuz fotoğrafın bir anlamı var mıdır yok mudur bilinmez ama ben bu tarz muslukları çok seviyorum. Sanki tarihsel değerleri bünyesinde saklıyor gibi geliyor, ne alaka! Oysa ki, kendileri bildiğimiz bir markanın bir ürünü...
Çektim ama...


VE yukarıda gördüğümüz eserimizin kendi içerisinde çok anlamı var. Aha...
Yok aslında, kendisi, bizzat benim çalışma masamın lambasıdır. "Akıllı ampül" denilen ve annemin bitmek bitmeyen ampül sevdasıyla da bu tarz ampüle kavuşmuştur, yoksa çok eski bir masa lambası...
Vakti zamanında, babam bizimle beraber yaşarken bu masa lambasını bana hediye etmişti.
Öyle işte...


Ve Coca Cola...
Hayatın tadı değil mi kendisi?
Hiç kendisi de benim blogumda endam-ı arz etmeden olur muydu?
Görüldüğü gibi, 1 şişenin eziliş büzülüş hikayesi temalı bu eserimde kendi ruhani dünyamı anlatmaktayım.
Anlatabildim mi acaba?! Aha....



Ve NUTELLA! Hayatın diğer tadı olduğuna eminim! Dün son şişesini 2 çılgın olan ben ve kardeşim bir çırpıda yedik. Ama nasıl? Pasta yaptık uydurmasyon ve bütün Nutella'yı harcadık. Ama hıımzz lezzetliydi...Zaten böyle uydurarak yapılan herşey lezzetli olabiliyor.Nutella ve çıtır kraker kod adlı ikili bir mideye giderken görüldü. Aha aha...Saçmaladım iyice...


VE tabii ki diğer vazgeçilmez ikili...
Kahve ve sigara...
Annemin kullanmaya kıyamadığı fincanlarından birisi ve sigara...
Annem yokkene buralarda, denedik yaptık...Güzel olmuş...İftardan sonra görüşmek üzere hacı!


Buz, soda ve limon...
İftardan sonra mideye ve bünyeye birebir...
Dün ilkkez bayılacağım sandım. İftara geç kaldık. Yemek pişmemişti. Sadece bir zeytin attım ağzıma. Ve sonrasında, gizli gizli köşelerde bir sigara tüttürdüm. Ama o an ölüyorum sandım. Cidden sandım. Başımın o kadar döndüğünü hiç hatırlamıyorum. Ama güzeldi. Bir an böyle ruhumu teslim ediyorum sandım, ellerim titredi, sanki uçuyordum ama güzel kötüydü.Ama bir daha mı yok! Sonrasında, oh mis sodamı içtim rahatladım...


Sigaralar...
Çok mu uğraştım acep?! Yok aslında...Geçenlerde Sivas'a gitmiştim. O zaman otogarda bekliyorken ki vaktim çoktu. Can sıkıntısıyla sigara içenleri gördüm ve herkes izmaritten bir mezarlık yapıyordu. Ben de kendimce çektim. Olmuş mu acep?! Olmaz olasıca sigara, bir gün bizi de böyle gömecek...


VE yılbaşı süsleri...
Ne zaman aldım ben bunları bilmiyorum ama bir şekilde kullanmak istiyorum. Ne bileyim, takı falan mı yapsam acaba?! Renkleri çok güzel ve bir köşede, öyle benim çekmecemde öyle duruyor, ne yapsak acaba?! Ama neyse, yakın zamanda öğrenci evimiz olacak, o zaman kendi öğrenci evim gibi mis gibi süs püs yaparım...
Bunları da orda değerlendirebilirim kanımca...


VE tabii ki tabii ki başrollerde NESCAFE! Ah ah...Annemin el emeği göz nuru masa örtüsü...
NESCAFE'm hayatın tadı... Cidden cola diyorlar ama yalan!!! Nescafem...
Bu kupaları da çok seviyorum ya. Çok tarz cidden...
Vakti zamanında bu kupalara ulaşmak zordu, şimdi artık öyle değil, bilmem kaç tane 3ü1arada alırsan ya da böyle promosyonlarla güzel Nescafe kupalarına ulaşabiliyorsun...
Yuppi...


VE Cappuccino...
Her ne kadar kendisini sevmesem de, bu kupam Kıbrıs'tan ilk sene gelirken, porselen manyağı olan Anneciğime hediyemdi.Bunun takımını almıştım da almaz olaydım, ardı arkası kesilmedi ki...Sonrasında, bilmem kimin kızına bile porselen takımlar getirdiğimi hatırlıyorum.Aman Allah'ım...Tamam porselen ucuz da b*kunu çıkarmanın alemi nedir?! (Bu arada * bu işaretin manası da neyse sanki, aman kibarlık bugün bünyede hakim mi ne? Hadi ordan canım!)


Ah ben tam kitap kurdu ben...
Bitmek bilmeyen bir kitap aşkım var, her tür kitabı okurum. Ah biraz da ucuz olsa keşke...Ama olsun! Emeğe saygı diyoruz ama çok pahalı yahu kitaplar...Ama olsun bu aşkı kimse bitiremez.Şu an elimde Stephenie MEYER'in Alacakaranlık serisinin 3.kitabı Tutulma var. Gerçekten okunası bir seri. Zaten filminde ahh ahh Edward'a aşık olan ben hiç bırakır mı?
Okudukça okur tabii....Ah işte... Bu yaz maşallah çok kitap okudum, daha da okuyacağım. Sırada nice kitaplarım var...


Karpuz kan...
Çekirdeksiz olursa daha güzel olur...Ben özellikle, Diyarbakır'ın o sivri karpuzlarına bayılmaktayım efendim.
Hele iftarda susuzluğu alıyor, hoş, yemek için yer kalmıyor bol sudan sonra ama oh mis!
Karpuz kan işte...
Hiç sevmem kesmesini, doğramasını.
Zaten bir sucuğun, iki karpuz kavunun sevmem doğramasını temizlemesini. Düşünün ki ben ki ciğer böbrek bile temizledim ama sucuk ve karpuza halen tepkiliyim. İsyanım var!!!


Shakespeare sonrası, yaratıcı blogger NoNeLeSS, böyle tuhaf şeyler yapma gereği duydu nedense?!
"Raindrops interrupt the pauses within non-conversation" diye edebi ruhumu yansıttım peçetelere ama ne oldu? O peçete yalan oldu! Attım ki fotoğrafı çektikten sonra...
Çekildi çekilmeye de ne oldu?! Aha...
Boyum uzadı...
Bu arada, göründüğü üzere, tabak da yalanıp yutulmuş. Cheesecake yemiştim sanırsam ki ya da buna benzer birşey. Hatırlamıyorum ki...Oruçtan sanırım...Aha...


Pipetler...
Beni bilenler çok iyi anlar neden bu pipetleri çektiğimi. Ben pipet manyağı biriyim. Özellikle, Starbucks günlerinde bolca pipet yürütüp çat pat çat pat patlatıyordum. Patlatmaktan kastım. Hımzz nasıl anlatsam acaba, hani böyle pipet alınır, iki ucundan tutulur, sonrasında, kıvrım kıvrım kıvırılır ama farklı yönlerden ve sonrasında, böyle bir şişkinlik olur, oraya orta parmak hızlıca gerinerek vurur ve "patttt" diye bir ses gelir. Aha...
İşte bu basit bir eğlencedir...


Elma...
Cennetten atılmaya sebep olarak görülen ama sadece cennetten atılmaya "vesile olan" sade bir meyvedir.Atılma sebebi, insanın nefsine olan yenilgisidir. Elma...Kırmızı...Severim...Çok severim...
Zamanında,bir elma ağacım vardı eski evimizde.Yılda sadece 3-5 elma verirdi ama nasıl da beklerdim elmaların olmasını...Sabırla! Her gün sulardım, otlarını temizlerdim...Elma ağacım...
O evden atıldık. Ve bitti...
Yalan oldu...
Şimdi sadece anılarımda kaldı....
Kalmaz olasıca...


Rengarenk boya kalemlerini çok seviyorum.
Halen var, Crayon diye bir marka var, aslında boya kalemi demek İngilizce'de ama markalaşmış işte. (Bu arada CY dinliyorum, Elbet Birgün Kavuşacağız çalıyor, çalsın bakalım. Poff!!! Kavuşalım artık, özledim ki!!!)
Neyse...
Rengarenk cıvıl cıvıl içim renkleniyor ya!
Bu kalemlerde bizim ufaklıklara aldığımız hediyelerden...
Güzeller di mi?!


VE evet alacağım...Evim olunca bunlardan alacağım. Adını bilemiyorum ama alacağım. Marco Pasha'dan bir kare. O cafeyi seviyorum ama caddedekini değil, burda Talas'takini. Sakin sessiz ve daha nezih. Ya da bana öyle geliyor. Her ne kadar halen Türk kahvesini adam gibi yapan birisi olmasa da, güzel...Özellikle, Kayseri'de güzel Mocha yapan nadir yerlerden birisi...Gidilesi...(Valla reklam masraflarını almam gerek...)
Ve özellikle iç dizayn cidden para harcandığını belli ediyor. Hoş, güzel...



Bayılıyorum bunlara. El emeği göz nuru sanki.Renklere bakın cıvıl cıvıl.Çanaklar çömlekler oh! Basit olarak görülen ama gerçekten yapımında emek gerektiren hedeler...Bunları satan bir mağaza var Kayseri'de. Ne zaman önünden geçsem içim gidiyor. Hepsini alasım geliyor. Hatta anneme bana çeyiz için tabak çanak alacağına bunlardan almasını, ben misafirlerimi bu tabaklarla ağırlayacağımı söyledim. Annem bir anda aslan kesildi, olur mu öyle şey diye kükredi! Olmazsa gargara yap! Tövbe!!!O gün aklıma geldi de gerildim...
Aha...
Ama düşünsenize, bu güzelim tabaklarin içinde rengarenk meyveleri yiyorsunuz. Renk cümbüşü of!!!
Aha...


Hanimiş benim şekerlerim? Yahu bu fotoğrafların kenarlarını nasıl böyle biçtim bilemiyorum ama diğerlerini yapamadım...Uyuz muyum ne! Size renkleri ne kadar sevdiğimi söyledim ya evet cidden seviyorum. Böyle rengarenk bir dünyam olsun isterdim. Zaten küçükken de her rengi kullanıyordum. Ah o zamanlar böyle ağzına alsan da zarar vermeyen boya kalemleri vardı, onlardan alırdı babam...Rengarenkti...
Güzeldi ya...Şekerlerim gibi...
İyi ki bu candyshopları açtılar ya...
Seviyorum sizleri hıımzz...
İftardan sonra görüşeceğiz...


Ve şekerlerim yine...
Aynı şekerler ama bu sefer bakın nasıl da endamıyla bize bakıyor...Aha...
Küçükken dayım askerden direk bize gelmişti.Gelirken Ankara'da kalan eşyalarımı ve 2 kavanoz şeker, çikolata getirmişti ki şu an o kavanozlarda şeker, kahve vs var.Ama öyle minik değildi kafam kadar kavanozlardı...
Ee ilk yeğen, ilk torun...Zamanında kıymetliydik...



Aha...
Yine elmamız...
Yakın ve uzak temalı 2 görüntüsü...
Güzel elma ama bitti. Tık bitti!
Aha...
After breaking my fast, I will eat! Ayy içimden bir anda İngilizce konuşmak geldi de ...
Aha...


VE Sünger Bob...
Ne şirin bir yaratık ya!Kare pantalonuyla salak salak konuşuyor ya, ne komik yaratık ya!
Seviyorum bu çizgi filmi bu karakteri ya...
Evet evet...Bu oyuncağı aldım alalı ne zaman aldım, bu sene aldım ama ne ara aldım. Sanırım D&R 'a kitap almaya gittiğimde almıştım. Minnacık avuç içi kadar birşey.Sıkıntımı sıkayım diye almıştım...
Güzel...

---

Ve işte bunlar...
Benim amatörce çektiğim kareler. Dünyamdan, hayatımdan bir parça aslında...
Yok bu kadar basit değil aslında.
Yani,dünyamı sergilemek...
Yoo yoo yanlış anlaşılmasın ben çok "şeffaf" bir insanım ki bunu herkes bilir.
Ama benim iç dünyamı anlatmak zordur,zordur sanırım.
Bunu da bir ben bilirim bir de Yaradan!

Çok mu konuştum ne!
Ama böyle işte...
Fotoğraflarım ve Karelerim...
Ne derler buna sanat olarak, DEVIANTART ama
bence bu HAYAT....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Paylaştıkça büyüdüm, büyüdükçe çoğaldı paylaştıklarım...

Related Posts with Thumbnails