5 Temmuz 2009 Pazar

Bin Dokuz Yüz Seksen Dört...


Acaba bu blogun konusu nedir nedir ?
Acaba yine neler yazacak bu kız?

Nelere isyan edecek kelimelerde...Aman öyle işte boş muhabbet...

Zaten başlıkta da bir mana yok, var mı?
Nedir ki "Bin Dokuz Yüz Seksen Dört"...

Nedir? Acaba nedir nedir?

1984...

1-9-8-4

Bir Dokuz Sekiz Dört
Bin Dokuz Yüz Seksen Dört...
1983'ten sonra gelen, 1985'ten önce gelen sayı...
Doğum tarihi de olabilir, evlilik tarihi de...

4 basamaklı bir sayı. Sayı değerleri toplamı 21 eden bir sayı...
Çift sayı...2'ye de tam bölünür...


Anam sayıdaki maharete bak ya, amma sayıymış ha...

Ama ama ama...

1984...
George Orwell usta tarafından kaleme alınmış alegorik bir politik roman... Hikayesi distopik bir dünyada geçer. Anti-Ütopya romanlarının ünlülerindendir. Özellikle kitapta tanımlanan Big Brother (Büyük Birader) kavramı günümüzde de sıklıkla kullanılmaktadır.Sonrasında, filme de uyarlanmıştır...
Güzeldir...
(Ahh John Wall hocam, kulakların çınlasın çınlasın, duy İran'da sesimi...)


Big Brother deyince aklınıza hani şu tuhaf görüntülere sahip olan, BBG tarzındaki program değil...
O bildiğimiz big brother, hani şu insanları kullanan, kendince tanrısal efektlere sahip olan big brother...Hani kendinden başkasını piyon gibi kullanan, piyon gibi gören big brother...Aaa tanımadınız mı? Aaa işte big brother ya big bro...İşte insanlar da piyon... Hani biz piyon, hani diğerleri.... Tanıdınız değil mi? Hadi hadi...

Hani yıllardır yanlış ve hatalarla yorulan eğitim sistemi ve biz biz o o garip, ezik piyonlar...
(Yanlış ve hata arasındaki nüansı farkedin lütfen!Biri kasıtlı diğeri bilmeden...) Ama sonunda bu hatalar, artık hazin sonumuzu göstermeye başladı... Ve benim de bu hazin sona isyanım var ve söylenecek çok sözüm var...

Tutmayın beni!


Aslında bu hazin sonun bir de başlangıcı var. Taa çocukluk yıllarına dayanıyor, hani en masum denilen yıllara... Elalem kaygısıyla büyütülen bizler, hani aaa tüüü kaka ayıp nidalarıyla yenilen terliklere karşı bir bağışıklık kazandık.Sonrasında, Ayşe teyzenin kızı, Fatma teyzenin oğluna karşı, sırf anneler babalar daha da hava atsın diye, çalıştık.

Benim dönemler bilir, ilkokuldan sonraydı Anadolu Lisesi sınavları...4. ve 5. sınıfta at misali dıkıdık dıkıdık gittik geldik, testler, sorular, ilgi alanı olmayan konular...

Kazandım...
Hem de çok iyi bir yeri...Evet, eğitimden geçer herşey, kabul edilir ama sistem bozukken eğitim nedendir?

Önce o big bro'ları eğitmek gerekmez mi? Sonrasında, mevcut duruma göre Fen Liseleri sınavı...
Evet, kazandım...Ama gitmedim...

Salak salak diye parmakla gösterildim ama ben istemedim, evet, belki de ilk kez "BEN" istemedim. Sonra yine ben isyan bayrağını çektim ve "DİL" seçtim. Herkese göre salaktım belki, dilde neydi, ama bunu burda anlatsam da anlayamayacaklar zaten dil nedir değildir...(Eee zaten dilciler salak ya, o yüzden herkesten "Dil bilme zorunluluğu" istiyor şirketler, üniversiteler...)


Ve sonra üniversite...
Kazandım... Hem de dereceyle...(Neye, kime göre, yenir mi bu melet?)

Ve sonra, bozuk olan eğitim çarkında bir dişli oldum...
Ve öğretmen oldum...Oldum da ne oldum? KaPeSeSe denilen tek dişi bile kalmayan canavar çıktı karşıma...

Ve artık isyanım kendime değil, sisteme diyerek bu sözleri söyledim. Ve daha da söylüyorum. Kıyma makinesinden çıkan, kıyma haline gelmiş et gibi konuşmak istiyorum...

Çağdaş eğitim sistemi diye diye çağdaşlıktan çıkmamıza neden olan Ey Sistem,
Biliyor musun acaba, kaç genç veteriner, kaç genç ressam, kaç genç balerin olmak isterken vazgeçti hayallerinden? Kaç genç sırf üniversiteye gitti desinler diye, sırf elalem ne der diye alakasız bölümlerde okudu ve işsizler ordusundan bir nefer oldu? Kaç genç civa nedir bilmeden kimya, kaç genç mikroskopa dokunamadan biyolog oldu?Kaç fizikçi kaç kitap devirdi de sonunda gitti başka bir iş sahibi oldu? Kaç öğretmen sayende, tebeşir tozu yutamadan, milletin lafını yuta yuta meslekten soğudu? Ama sen de haklısın sistem, senin bize bu kadar güçlü olmana sebep biziz...

Big bro'lara karşı susa susa bu hale geldik...
Ama gelmeyince de, anarşist olduk...
Ya bu deveyi güt ya bu diyardan git dendi...Ama bu diyar senin mi Ey Sistem?

Acınası gözlerle bakılan ve eminim big bro'ları cebinden çıkaran bizler, sustuk...
Anlamamanın ayıp, soru sormanın yasak, eleştirmenin suç olduğu bir eğitim sistemiyle yetişmenin elemi, acısı, esefi, matemi, kederi, nedameti ve gamı içinde, sözleri Pink Floyd'un anlamlı şarksının daha da anlamlandıran sözü ''We don't need no education'' diyerek noktalıyorum...

Evet, Big Brother'la, "WE DON'T NEED NO EDUCATION"....

Susuyorsak...

Konuşmuyorsak...
Bilmiyor, düşünmüyor, hissetmiyor değiliz...

Sadece,
Sabrediyoruz...

Aydınlık nesiller için el ele...

2 yorum:

  1. Ola...
    Passando para uma visitinha em seu blog. Muito interessante, parabéns.
    Abraços.

    YanıtlaSil
  2. Olá!,
    Obrigado para suas boas idéias sobre meu blogue. Eu verific seu blogue, demasiado. Contudo, como I don' t sabe sua língua muito bem, I wasn' t capaz de compreendê-lo completamente. Ciao, Veja-o

    Pesaroso para meu português pobre

    YanıtlaSil

Paylaştıkça büyüdüm, büyüdükçe çoğaldı paylaştıklarım...

Related Posts with Thumbnails