5 Temmuz 2009 Pazar

Bakış açısı...


Abartılı sözlerle başlayan cümlelerden yoruldum bu aralar...Çok bunaltı beni, içime kasvet bastı Bir arkadaşım da, kulağı çınlasın, "Sade cümleler kur da okuma özürlü toplum anlasın" diye sitemde bulundu. O an dank !!! etti aslında. Kara mizah gibi aslında..."Okuma özürlü toplum"...Hangi toplum...Hani her yerde Türküz, Türküz diye övünen Türk toplumu mu? Evet, biz...Beni de içine alan bu toplum...O an işte, yıkıldım...Vakti zamanında, insanlar okumak adına, öğrenmek adına, ufuk açmak adına neler neler yaparken, şu an nano teknolojinin zirvesinde yaşarken, biz okumaya ne kadar uzağız? Oysa, öyle gereksiz şeyleri okuyoruz ki...

-Aaa, Deniz Seki & Hüsnü Şenlendirici çifti ayrılmış; tabii, yuva yıkanın yuvası olmaz...

-Bir dergide okudum bu sene, canlı renkler modaymış...

-Abi arabanın bilmem neresinden bilmem birşeyi varmış, o arabaya bilmem kaç kat hız katıyormuş....

Ve örnekler...
Tabii bunlar da gerekli.Hani ben de bunlardan habersiz, sadece kendini, bilime, kültüre adamış bir insan değilim; çok sevgili öğrencim Kübra'nın deyimiyle, herşeyden haberdarım...Ee, öyle olmak zorunda değil miyim, değil miyiz? Eğitimci olmanın yanı sıra, bu bireysel gelişim değil mi?

Kimi zaman Orhan baba'dan örnekler verirken, kimi zaman Modern Talking hakkında konuşmayalım mı? İlla onlar "gavur icadı, gavur, tüü kaka" diye susalım mı? Oysa ne yazık ki dejenere dejenere diyerek bahsettiğimiz, oysa ki güzel Türkçemiz de "bozulmuş"a karşı gelen toplumda biz de yaşamıyor muyuz? Ne yani, herkes kötü de biz iyi, herkes kara da biz ak kaşık mıyız? Tabii biz de yapıyoruz, bizim de katkımız, düzeltiyorum, etkimiz var bu bozulmaya...

Okumak...
Herşeyin başı...
İlk vahiy bile "OKU!"...Madem dinine bağlı bir toplumuz neden okumuyoruz? Ama biz, çoğumuzu tenzih ediyorum, dindar değil, dinci bir toplumuz...(Kulağın çınlasın Anıl...) Din ve devlet işlerini birbirinden ayıramayan, ama hayır için yapılan herşeye kapalı bir toplumuz...Tabii eğer belli bir kurumla çıkar ilişkimiz yoksa...

"OKUMAK ONLARIN DA HAKKI"
Kimlerin? Gençlerin...
Hangi gençlerin? Okumak isteyip de maddi açıdan zorlanan gençlerin...
Facebook denilen, genelde amaçsızca açılmış profilleri bünyesinde barındıran, oysa ki çoğu zaman gerçek gruplar kuran bir site...Ve "Okumak Onların Da Hakkı" da bir grup...Kurucuları, sevgili arkadaşlarım, Aysun, Şeyda ve Övgü...Ben ve 2 arkadaşım da bu grupta temsilci...Ve şu an için sadece 1222 eğitim destekçisi...
Ancak bu sayının artacağı umuduyla yaşayan ben...
Bu grubun amacı, kendisini soyutlanmış sanan Doğu illerinde yaşayan kardeşlerimize kitap ve kırtasiye desteği vermek...
Soyutlanmış diyorum, çünkü, bu sene 100 küsür doğulu kardeşime öğretmenlik yaptım...Onlar ne kadar şanslı olduklarını, her seferinde vurgulayarak, sadece destek dercesine konuştular...Bu doğrultuda, sene boyunca güzel kampanyalarla bu grubu daha da aktif hale getirmeye çalıştık. Türkiye'nin birçok ilinden, ilçesinden, tanıdık tanımadık herkes bu kampanya için ellerinden geleni yaptı...Ve bize düşen görev ise, bu kampanyayı büyütmekti...Ancak, ne yazık ki, çoğu zaman engellerle karşı karşıya geldik...
Görev yaptığım okulda, birçok kez konuşmama rağmen, bu kampanyayı okul çapında gerçekleştiremedim. Ama benim biricik öğrencilerim, birer sır küpü misali, gizli gizli bana kullanmadıkları kitapları, yeni yeni güzel kalemleri, silgileri taşıdı...
Oysa onlar da o kadar zor durumdaydı ki..."Öğretmenim çok şükür benim var, bunu da kardeşim kullansın" diyenler bile oldu...Kardeş!Ne masum bir kelime...Bütün riyakarlıktan arınmış yürekleriyle desteğe açık öğrencilerim...Var olun!!!
Ve dahası arkadaşlarım, tek bir sözümle elinden geleni yapanlar...
Kayseri'den biz, Isparta'dan Nurselin'in minik minik elleriyle öğrencileri, Konya'dan Mehmet ve Eskişehir'den Aysun ve Şeyda...
Tabii Türkiye, hatta Türkiye dışından dostlar...
Tabii bize bu konuda desteğini esirgemeyen, değerli dost, Mehmet...Her gün radyoda yapmış olduğu güzel programında, bu konuya çok kez değindi...
Ve biz az da olsa başardık...Ve inşallah başaracağız..

Okumak...
Okumak bu kadar değerliyken, doğuda yaşayan kızlarımız sırf bu yolda giderken tökezlerken ve buna rağmen azimle devam ederken bizde ki bu okumama rahatlığı, okuma özürlü olma arzusu nereden gelir???
Rahatlık...Kıymet bilmeme...

Evet, başka ne olabilir? Anneannem der ki, "Ahh ahh zamanında biz tek çantayla 3 kardeş okuduk; siz nimet azgınısınız". Evet, çok doğru, biz sadece kendi işimize gelene razı, işimize gelmeyene alayına karşıyız...

Oysa, OKU emriyle okumak, birşeyleri artık yıkmak gerekir...Atmak şu gözlükleri, yıkmak tabuları gerekir...Zorluklar aşılmazsa zordur, kolay zaten herkese kolay...
Magazin gibi, moda gibi, spor gibi, haber okumak, bir şiiri okumak gerekir...
Orhan babayla hissedilen o duyguyu,Farid Farjad'ın kemanıyla harmanlayıp, kimi zaman Hellboy'la kimi zaman Ayşe Kulin'le yaşamak gerekir...

Herşeyin başı azim, çaba ve çalışkan olmaktan geçer...
Zor yoktur, imkansız da zaman alır deniliyorsa ve zaman bizim için bir araçsa, başarmak gerekir...

Ve o başarının tadını yaşamak gerekir...Yaşanılası tadlar için el ele...


"Türkiye Cumhuriyeti'nin, özellikle bugünkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum:

Batı senden, Türk'ten çok geriydi. Anlamda, fikirde, tarihte, bu, böyleydi. Eğer bugün Batı nihayet teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, ey Türk çocuğu, o kabahat senin değil, senden öncekilerin affedilmez ihmalinin bir sonucudur.

Şunu da söyleyeyim ki; çok zekisin! Bu belli, fakat zekânı unut! Daima çalışkan ol!"
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
( 1936 )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Paylaştıkça büyüdüm, büyüdükçe çoğaldı paylaştıklarım...

Related Posts with Thumbnails