7 Temmuz 2009 Salı

AŞK

Aşk...

Tanrı'nın belki de biz insanlara bahşettiği en güzel duygu! Birini sevmek, O'na dokunmak, O'nu taaa içinde hissetmek...Hele bir de karşılıklı olunca bu duygular, Alllaaahhh tadından yenmez...

Ama bu duygunun bir ömrü varmış(!); herkese göre bir tarif, herkesin kendine biçtiği bir ömür varmış. Aritmetik ortalamaya göre 3 seneymiş ömrü, zaten 3 seneyi devirirse ömürlük olurmuş.
-Miş'li rivayet geçmiş zamanda konuşuyorum, çünkü ben bu genellemeye karşıyım.(Zaten her genellemeye karşıyım, genel diye birşey yoktur çünkü!)

Evet, kabul, doğru...Her aşk başlar, sürer ve biter. Ama bu bitişler farklıdır. Kimileri ayrılır kimileri terk-i diyar eyler...Aşkın şiddeti de, başlama biçimi de farklıdır.Ancak hissedilenler aslında özünde aynıdır. Sevdiğine ait olan duygular...O'nu koruma duygusu...

Ama bir de severken sevdiğini boğma duygusudur aşk...
Bu ne demek mi?
Daha öncesinde de söylediğim gibi, birisini seviyorsun diye O'nun da seni senin sevdiğin gibi, senin sevdiğin şiddette sevmesini bekleyemezsin. Herkesin sevme, sevgisini gösterme şekli farklıdır. Ee, hangimiz aynıyız? Kardeşler bile farklıyken, birbirinden ayrı büyüyen, farklı kültürlerle harmanlanan kişilikler nasıl aynı olabilsin?!
Ama yok işte, ille de ben onu seviyorum, ben yapıyorum, ben ben ben diye diye seviyoruz...
O duygunun içine en berbat duyguyu, bencilliği katıyoruz...Ve bu belli bir süre sürüp gidiyor...

Sonra mı ne oluyor? Sonra, başlayan kavgalar, bazen tekme tokattan ağır gelen sözler ve sonuç:

AYRILIK!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Paylaştıkça büyüdüm, büyüdükçe çoğaldı paylaştıklarım...

Related Posts with Thumbnails