3 Aralık 2009 Perşembe

İsteyin ve Başarın


Hey...

Geldim.Uzun zamandır yoğun olan bünyem ne yazık ki sizlerle fazla ilgilenemiyor ama inanın elde olan bir durum değil.Bu konuda beni bağışlayın.Ne zamandır yazacağım yazacağım da yazamadım.Ama başlayım.

Söz verdiğim gibi,sizlere sağlıklı bir şekilde nasıl kilo verdiğimi anlatacağım. Bu arada artık - 16 ile hayata devam ediyorum.Vuhu...

Şükür ne bir deformasyon ne de bir sağlıksız durum söz konusu.Bilmem sanki başardım.Ancak itiraf edeyim, son 2 gündür canım çokokrem çekiyor:)Ve 1 haftadır 1 gram bile vermedim ama bu sürecin normal olduğunu biliyorum.Neyse şimdi başlayayım.Ancak şunu belirtmek istiyorum ki, herkesin bünyesi,kilosu,boyu posu,sağlık durumu,yağ oranı ve en önemlisi metabolizma çalışma şekli farklı olduğu için bu yazdıklarım birebir doğrudur,kesin sizde de faydalıdır demek haddim değil.Sadece ben yaptıklarımı anlatıyorum.Sonra lütfen ama neden NoNeLeSS olmadı diye sitem etmeyin a dostlar:)

BENİM zor işleyen ve dahası sindirim,boşaltım eylemlerini geç yapan bir bünyem vardı.Dolayısıyla,gereksiz şişkinlikler ve sancılar söz konusu idi.Hani derler ya, Su içsem yarıyor, aha işte öyleydim resmen.Kendime diyordum bütün gün şu kadar yedim ama nasıl oluyor.İşte bu yüzden oluyor.Öncelikli olarak,yanlışları hayatımdan çıkardım.Nedir bu yanlışlar?

Su içmemek...

Yazın bile nadiren su içerken,sabah kalkar kalkmaz oda sıcaklığında dedikleri ılık suya yarım limon sıkıp,midem bulansa da sıktım ve içtim.İnanın sindirime ve boşaltıma fena faydalı;)

Kahvaltı yapmayan,yapmaktan halen hoşlanmayan bünyeme zorla da olsa kahvaltı alışkanlığı kazandırdır.Öyle belli bir diyet listesine ASLA uyamayacağım için,sağlıklı olduğunu bildiğim besinlerle yaptım kahvaltımı.Halen de öyle devam ediyorum.

1 dilim kepek ekmeği,peynir,domates,salatalık ile yavaş yavaş alıştım.Protein,karbonhidrat ve dahası gerekli olduğu için haftada bir haşlanmış yumurtayı sıfır tuzla yedim.Zor ama alışıyor insan.(Bu arada,belirteyim ben yıllardır şeker kullanmam,açık ve şekersiz çay içerim,kesinlikle diyet için değil,tadını almak için çayın:)) Zeytin yemedim,yersem yeşil zeytinden maksimum 2 tane.Nedenini anlatıyorum,zeytinin gerek yağ gerekse tuz oranı fazla olduğu için yemedim,yemiyorum.Kendim arkamdan atlılar gelir gibi kahvaltı yaptığım için,kendimi meşgul ederek kahvaltı yapıyorum.Ne demek meşgul etmek? Evde varsa birileri onlarla sohbet ederek,yeme hızımı azaltmak...Bunu siz de kendinize uygun halen getirebilirsiniz.İnanın, doktorların dediği gibi,kahvaltı şart.Midenin gereksiz öz suyu canlanıp sindirime yardımcı oluyor bu sayede.

Sonrasında,malum işsiz olan bünyemi pc başına geçirip taa acıkana kadar kalkmayan bünyemi kaldırıp hareket etmeye başladım.Karışık oldu biliyorum hemen anlatayım yavrular.Ben genelde kalkınca,pc başına geçer sonra acıkana dek bekler,öküzler gibi yerdim.(Kimse alınmasın,ben kendimi eleştiriyorum.)Sizin durumunuz benden farklı olabilir.Ev işleriyle meşgul ya da çalıştığınız için yoğun olabilirsiniz ancak bu gibi durumlar benim oturuşumdan farklı değil.Nedeni,hepimiz rutine bağladık.Alışkanlıklarımızı değiştirmek gerektiği için,ben Badem'le en az 30 dakika yürüyüşe çıktım.Siz de varsa fırsatınız yürüyün ya da kendinize en uygun olan yöntemi ayarlayın.

Kahvaltı & öğle yemeği arasında acıkma ihtimali söz konusu olduğunda,genelde 1 meyve yedim.Ve genelde ekşi yeşil elma seçtim.Hem elmayı seviyorum hem de yeşilin ve ekşinin hücre içindeki yağ yakma potansiyeline faydası çok açık.İnanın,gerek sindirim gerekse boşaltıma katkısı süper ötesi.Ama dediğim gibi,kalorisi az ve sindirime faydalı varsa başka bir meyve bunu da seçebilirsiniz.Ah yaz gelse de karpuz yesek...

Öğle yemeğinde ne yiyorum?Açık ve samimi konuşmam gerekirse,benim sevgili diyetisyenlerin verdiği beslenme listelerindeki sıraya uymam söz konusu değil.Listeleri siz de biliyorsunuz.Yok somon balık,yok yağsız biftek yok şu yok bu...Hayde...Şahsen benim an itibariyle ekonomik durumumu zorluyor.Ve dahası et yemeyen bünyeme bunları zorlatmak da aklıma yatmıyor.Bu yüzden ne yiyorum efenim ben? Evde ne yiyorsak...NE demek bu? Genelde sebze ağırlıklı yemekleri tercih ediyorum.Yeşil fasulye,karnıbahar,pırasa,patlıcan...Evde o gün itibariyle ne pişiyorsa.Ancak nasıl mı?Örnek veriyorum: Yeşil fasulyeye bayılırım.1.5 tabak yeme potansiyeline sahiptim.İrade & nefs arasındaki dengeyi koruyarak, her ne kadar bayılsam da evdeki en küçük tabağa 1 kaşık (servis kaşığı tabii:)) koyup sıfır ekmekle ve varsa bol yeşillikli salata ile yedim.Aa salatamın,yağından tuzundan ekşisinden kusura bakmayın hiç feragat edemem.Ve kesinlikle, hani o tabağın dibini sıyırmadım:) Bilmem bizim oralarda öyle derler,hani en lezzetli olan kısım var ya,ekmek bana bana yenir ya...Yemedim,yemiyorum.Zor inanın,canım bazı bazı çekiyor ama yemiyorum:))

Sonrası, yine kuşluk vakti.Bitki çaylarına alerjim olduğu için,ben su içmeyi yeğliyorum.Ama bazı bazı limonlu yeşil çayı,ilk zamanlar zorla,şimdi ise mutlulukla içiyorum.Sizin için uygunu nedir yine siz seçeceksiniz.

Akşam yemeği...

Kesinlikle 18.00'dan önce,yine küçültülmüş,azaltılmış porsiyonla evde ne varsa yedim.Ee tabii börek,çörek varsa es geçin onları ama kesinlikle ve kesinlikle öğün atlamayın.Annemin o lezzetli börek,çörek,mantılarına hayır deyip kendime çorba yapıyorum böylelikle hem açlığımı giderip hem de besleyici ancak az kalorili besinler seçiyorum.

Yemekten sonra, kesinlikle kimi zaman gına gelse de sporumu ASLA ihmal etmiyorum.En az 1 saat olmak şartıyla spor yapıyorum.Spordan kastım şudur. Önceleri, spor salonuna gidip çalışıyordum ancak verim alamadığımı fark edince yine kendime uygun hareketleri yaptım.Nedir bunlar? Ben yaklaşık 6 sene lisanslı voleybol oyuncusuydum.Sakatlandıktan sonra bırakmak zorunda kaldım.Antremanlardan dolayı spor bana çok yabancı gelmeyen bir kavramdır.Eğer spor yapma imkanınızı kendiniz ayarlayacaksanız,şunu önerebilirim.

Vücudun yağ yakması için,en az 30 dakika boyunca vücudunuzu spora hazırlamanız gerekir.Bunun için,kaslarınızı hazırlamanız gerekir.Ben koşmaktan çok hoşlanmadığım için,hızlı ve tempolu şekilde yürümeye başladım.Yürürken ilk zamanlar nabız atışımı kontrol ettim.Nedir bu?Dakikada 100-120 kez nabız sayısına ulaşmanız ile yağ yakımınız başlar,bunun içinde en az 30 dakika boyunca bünyenizi hazırlamanız gerekir.Ter atmaya başlamanız,spora hazır olmanız manasına gelmez.Aha otorite gibi konuştum.Arkadaşlar şöyle açık olayım,cümlelerin karışıklığı için bağışlayın, nefes alış verişin düzenlenmesi ve kalp atış hızınızın artması yağ yakımına başlamaktır.Bir blogdaşım,aerobik ve aletli jimnastik arasında kaldığını ve hangisinin daha faydalı olduğunu sormuş.Şöyle diyeyim,herkesin tercihi ve bünyesi farklı olduğu için bu konuda birşey demem yanlıştır ama ben aletli jimnastiği tercih edenlerdenim çünkü kaslarımı çalıştıran ve yağ yakımını arttıran en etkili olanı.Tabii bana göre.İmkan ve ekonomik şartlar aletli jimnastik için uygun değil diyorsanız,inanın artık her yerde olan belediyelerin aletleri de oldukça etkili.Size uyan bir gün gidin deneyin.

Ve 18.00'dan sonra yemek yemediğim gibi,kahve manyaklığımı da bastırdım.Zor inanın ama kahve,çay gibi birçok şeyi kestim.Bu gerek diyetime gerekse spora etkili oldu.Malum selülit sıkıntısını azalttı en azından.

Genel olarak konuştum.Farkındayım.Çünkü,ne hayat şartlarımız,ne de bizler aynıyız.Dilerseniz,şunu yedim içtim diye de size birşeyler de yazabilirim ama dediğim gibi bütünüyle yapılarımız farklı.Ancak size yazacaklarımı uygulamanızı sonsuz kere tavsiye ederim.

* Cidden isteyin önce:) Güzellik adına değil,sağlık adına.Cidden isteyin arkadaşlar.

* Alışkanlıklarınızdan vazgeçin.Güzel olmak,sağlıklı olmak o kadar kolay değil.Gerekirse,canınız fena çeksin ama birşeylerden vazgeçemeyi bilin.

*Porsiyonunuzu küçültün.Küçük tabaklar seçin ki koyduğunuz yemek çok görünsün,gözünüz doysun.

*Yağ,şeker,un ve tuzdan biraz uzak durun.Kimse börek yemedi diye ölmemiş ama börek yediği için kalp ve damar rahatsızlığı yaşayan çok.

*Bol bol su için.Günde en az 2-3 litre. Zor değil,elinizden bardak eksik olmasın.Bilgisayar başında,birşeyler tüketmek benim gibi sizin de hoşunuza gidiyorsa,yeşil çay ya da su öneririm.

*Spor yapın.İmkanım yok,şu bu diye bahane aramaktansa giyinin çıkın,en kötü yürüyün.Ama belirteyim,günde 20 dakika yürümek,orta yaşlı ve ilerisi için etkili,gençler için değil.Bu yüzden spor yapın.Çalıştırın o kasları breh!

* Etcillerdenseniz,azaltın.Yağsız et yiyin ve iyice pişirin.Ama bol bol bol sebze pişirin.Emin olun her mevsim uygun meyve ve sebzeler var.Ve her sebze etten daha ucuzdur:)(Bir arkadaşıma sebze meyve ye dediğimde pahalı olduğu için yemediğini söyledi de:))

* Fast-food ve dahasından uzak durun.Hatta iradenize güvenemiyorsanız,bir süre o büyük alışveriş merkezlerinden ve kokulardan uzak durun.

* Uyku sorunu yaşıyorum,benim için etkili değil bu ama uykunuzu düzenleyin.Uyurken insan 430 kalori yakarken,8 saat temizlik yapan bir hanım 210 kalori yakıyor.Ee tabii uyuyun derken de abartmayın:)

*Ben yaptım, ama siz ne dersiniz bilmem.Malum kilo verirken,çatlak,sarkma,sünme söz konusu olduğu için, sporun yanı sıra beğendiğim bir sıkılaştırıcı kremi spora başlamadan önce sürdüm gerekli yerlere ve streç film ile sardım.Sakıncalı değilmiş,öğrendim.Tabii kan dolaşımını engellemeyecek şekilde:) Ve duş sonrası,her ne kadar üşensem de yine kullandım.Merak edenler varsa özelden yazsın,markasını söylerim.Ayrıca,badem ve kayısı yağı da varsa çatlak izleri gidiyor arkadaşlar.Öneririm.

Aklıma gelenler bunlar arkadaşlar.Aklıma geldikçe yazarım.İnanın 16kg verdim ve kilo almayı engellemek adına bu düzeni,dengeli yaşamı devam ettiriyorum.Bu arada,varsa fırsatınız, bir doktora ya da bir sağlık merkezine gidip vücut kütle endeksinizini ve yağ oranınızı ölçtürün.(Tabii sağlık sıkıntınız varsa,rica ederim,doktorunuza danışın.)

22.6 olan yağ oranım, bugün 14.8'e düştü.Bu da benim sağlıklı şekilde verdiğimin kanıtıdır.Yağ yakımı söz konusu olduğu için,inceldim.(Coach şahittir,fotoğraflarımı gördü:))Ve lütfen arkadaşlar,ben otorite değilim,eğer kilo kaybı olmazsa bana sitem etmeyin.

Bu diyet,bu beden sizin.Sizden daha iyi sizi kimse tanıyamaz.Bu yüzden,dediklerimi lütfen kendinize göre ayarlayın,düzenleyin.Elimden gelen desteği size vermeye çalışırım.

Umarım yazdıklarım açık ve net olmuştur.Güzel haberlerinizi bekliyorum.

Hadi bakalım isteyin ve başarın!

30 Kasım 2009 Pazartesi

Cappadocia

Kapadokya...
Mutlak surette birçoğunuz gitmiş görmüş,beğenmiş hatta başkalarına gitmesi için önermiştir.Gitmeyenler ise,kendisi hakkında bilgi sahibidir ve belki birgün gitmek istemiştir.Her ne kadar Nevşehirli olmasam da iddia ediyorum ki bu bölgeyi benden daha iyi bilen ya da bu bölgeye benden daha çok giden bir yabancı daha yoktur.Kayseri'de yaşamanın ya da Kayserili olmanın bir avantajı da bu sanırım. Kayseri-Nevşehir arası mesafenin az olması ve Kayseri halkının şehirden kaçmak için tercih ettikleri bir mekan olmasından mıdır yoksa okullarda düzenlenen tarihi&turistik&kültürel gezilerin başrol oyuncusu olmasından mıdır bilinmez Kapadokya,Göreme,Avanos ve dahası bizler için en çok gidilen ve en iyi bilinen 2.mekan olmuştur.

Ortaokul ve liseyi beraber okuduğum,kendisini gerek okul&arkadaş ortamından gerekse aile dost bağları aracılığıyla tanıdığım can arkadaşım bundan yaklaşık 15 gün önce bir link gönderdi ve linkin ucundaki siteye üye olmamı rica etti.Kendisi, Boğaziçi Üniversitesi Turizm İşletmeciliği bölümünde okuyor.Ve bu siteyi,hem Kapadokya'yı tanıtmak ama asıl amaç,ödevini desteklemek için tasarlamış(lar).Şahsen ben beğendim,site mutlak surette biraz daha geliştirilebilir ama hani eğlenceli kısımları var.Şu linke tıklayarak baktıktan sonra üye olursanız çok iyi olur.Hani öğrenciye ders geçme konusunda bir kıyak çekmek,el atıp destek vermek için de üye olursanız hiç fena olmaz canlar...

Üye olanlar seslensin,dilerlerse arkadaş listeme dahil edeyim...

Kalın sağlıcakla...

Virgül...

Ve...


Vuhu...
Tünaydın blögcan...
Kaç zamandır üşengeçlik yaptığımın ve dahası seni ihmal ettiğimin farkındayım ama harbi yoğunluk söz konusu bünyede.Malum tez olayları,ev taşıma sendromu,bayram telaşı (hoş burası Mersin,burada bayram yok!) ve dahası bünyeyi felç eden hastalık...Dudaklarım halen rezil durumdalar,uçuklar enfeksiyon kapmış da iltihaplanmış o da yaracıklara neden olmuş.Afro diyen arkadaşlarım bile var sağolsunlar...
1-7 Aralık arası da şu atama sonuçları açıklanacakmış,hoş,çok birşey beklemesem de insan umutlanmıyorum dese de,sabırsızlıkla ve minicik umutla beklemedeyim.Tabii Yaradan hayırlısını versin.Ama yine de nolur nolur nolur dua edin!!!Holy shit!
Şimdilik içimi de döktüm rahatladım blögcan...
Bekle hemen geliyorum...
Virgülümsü birşey...

27 Kasım 2009 Cuma

Yaşam Hakkına Saygı


Aslında yazacak çok şey birikti ama yazamadım.Yoğunluk ve ziyadesi mevcut,bu yüzden aklımdakileri sonrasına erteledim.Ancak bunu paylaşmadan duramayacağım.

Şu linke tıklayıp ne olur ne olur imzalarınızı esirgemeyin.Allah'ım nasıl bir vicdan ve nasıl bir mantıkla sana muhtaç konumda olan,sensiz aç ve susuz kalan,hatta kimsesiz olan bir varlığa bunu nasıl yapabilir!Böyle haberleri,yazıları gördükçe,canıma can katan Badem'ime bakıyorum ve Rabbim korusun,bana güç versin ki ona bakabileyim diye dua ediyorum.Bunu hissetmek için hayvan sahibi olmak gerekmiyor biliyorum.Off yazamıyorum.Fena haldeyim.İçimden bunları yapan mahlükatlara daha beterini yapmak istiyorum.Off ben bu kadar zalim değilim!Yapamam!Allah'ım ıslah etsin!Rabbim ne olur onları koru!

Şimdiden desteğiniz için teşekkür ederim...

Huzur & Sağlık Dolu Bayramlar


Kurban Bayramını En İçten Dileklerimle Kutlar,
Nice Huzur Dolu,Sağlık Dolu Bayramlar Dilerim...
Yaradan Hepimizi Korusun!

NoNeLeSS

25 Kasım 2009 Çarşamba

Kısa Kısa Kısa



Selamlar blögcan,
Uzun süredir yazmıyorum.Ama o kadar yoğunum ki!Bahane belki de.Evet,çalışmıyorum.Ders çalışmıyorum.Evdeyim,cidden evdeyim.Git gel'ler mevcut surette devam ediyor.Çok fena zor günler geçirdim.Canım acıdı,yandı bitti kül oldu.Can dediklerim canımı aldı hesabı yandım da yandım ama atlattım sayılır ya da bana öyle geliyor.Ama halen içimde tuhaf bir umut söz konusu.Heyecanlıyım nedensiz.Sanki ben adına,güzel şeyler olacak gibi.Hayırlara vesile olsun...

---

Bugün diyet ve sporun 35.günü.Ve lütfen lütfen beni tebrik edin! Zayıfladım.Hem de sağlıklı bir şekilde!Vücudumda çok şükür bir deformasyon söz konusu değil,sağlıklıyım da...Tam tamına 11,3 kg verdim! İnanılmaz ama gerçek!Vuhu!Alkışlar kendime,bünyeme,irademe!Durmak yok,yola devam!Aha...

Diyete başlamadan önce, vücut kitlesel yağ oranı mı ne naneyse:) onu ölçtürmüştüm. Utanarak söylüyorum ki,
22.6 yağ oranı!Yuh!Cidden yuh,tabiri caizse manda yavrusu gibiydim.Öyleymişim!Fotoğraflarıma bakınca bunu anladım!Yuh!Ve diyet sonrası,bundan birkaç gün önce gittim ve yeniden ölçtürdüm.Vuhu!16.1 olmuş o salak oran!Doktor beyamca, boyuma göre ve sağlıklısının, 14,5-15 olması gerektiğini söyledi.Bunun içinde birkaç kilo daha yeterli!Ay aferin bana ayol!İsteyince yapabiliyorum ya...Ay cidden kendimi taş hissettim.Aha!!!Bu nasıl bir ego Yarabbim!!!Ama inan blögcan,şu salak günlerde bu bana müthiş iyi geldi.

---

Taşınıyoruz yeniden.Eşyalı tuttuğumuz evi değiştiriyoruz.Adam gibi,daha güzel bir eve geçiyoruz.Hem de yeri süper.Ah ah Coach'la yine komşu olacakmışız.Bu da benim için güzel bir duygu.Vuhu!Artık çat kapı gidecek bir yerim olacak.Aha bu ne yüzsüzlük anam!İyi olacak,herşey iyi!

---

Öğretmenlik umudunu kaybeden bünyem,Kpss 2009/6 ile tercümanlık&memurluk kadrosuna başvurdum.Zaten şöyle düşününce, ben eğitim okumadım,bilerek ve isteyerek İngiliz Edebiyatı seçtim.Dolayısıyla, birşeye odaklanmak anlamsız.Hayırlısı diyoruz efenim.Bakalım...

Ahh...Olursa...Hayırlısı olsun...Ya en batıda ya da en doğuda olacağım...Ama olsun be...Vatan millet sakarya değil belki ama ah hayırlısı...

Karışığım işte bu aralar.Sancılar,acılar ve tuhaf heyecanlar var bünyemde.Bir yandan uçuktan deforme olmuş,zenci dudaklara sahip kendime adaptasyon sorunu yaşarken,bir yandan durduk yere heyecanlanmaya engel olamıyorum.İyi olacak herşey,iyi!Ee tesadüfler diyorum ya!Güzel...

Ay yazacak ne çok şey var be!Yaz yaz yaz hepsini aynı anda yazmak istiyorum...
Anlamlı ve açık cümleler yazana dek bekleyin beni anacığım!
Blög ya iyi ki varsın!

Haydi bakalım...

Virgülümü de koyayım döneceğim;)

24 Kasım 2009 Salı

Tesadüf...Yok Artık!

Tesadüflere inanır mısınız? Ben inanıyorum...
Son zamanlarda hayatımda o kadar çok tesadüfler oldu ki...Kimisinde "Yuh artık bu kadar da olmaz!" dedim.Ama oluyor işte...
Hani hayat diyoruz ya...
Cidden tuhaf,hatta hat safhada tuhaf...
Ama bazı bazı bu tesadüflerle tuhaflıklar anlam kazanabiliyor...
Ne diyelim ki...
Hayırlara vesile olsun...

BEN BİR ÖĞRETMENİM!


BAŞÖĞRETMENİM!
HUZURUNDA ONURLA VE GURURLA EĞİLEREK GÜNÜMÜZÜ KUTLUYORUM!
GELECEK NESİLLER,SENİN YOLUNDA İZLEYEREK SANA LAYIK OLACAKTIR!
AND OLSUN!

P.S: İsyan edilesi durumlara maruz bırakılıyoruz belki ama bu meslek öyle bir tutku ki herşeye inat,öğretmen olmaktan gurur duyuyorum!

20 Kasım 2009 Cuma

20.KASIM.1985


Oysa bu sene FARKLI olacaktı...
Ama YİNE...
TEK BAŞIMA...
NİCE YILLARA...

18 Kasım 2009 Çarşamba

Sonunda RUHUM DİNLENECEK!


Vuhu...
Uzun zamandır beklediğim USTAM, içimi titreten kemanın sahibi,beni tele değen kalbiyle ağlatan ve huzursuz ruhuma huzur katan USTAM Farid FARJAD geliyor. Hangi tarihte,nerede olacağım bilemiyorum ama bunu asla kaçırmayacağım!
USTA! YÜREĞİNE SAĞLIK!
Ve ben'ler için, detaylar:

04 Aralık 2009 Cuma Saat:20.00 Ankara ODTÜ KKM Kemal Kurdaş Salonu (Biletler Biletix ve ODTÜ KKM Gişesinden satışa sunulacaktır)
06 Aralık 2009 Pazar Saat:20.00 İzmir Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi
11 Aralık 2009 Cuma Saat:20.00 İstanbul Kültür Üniversitesi Ataköy Kampüsü Akıngüç Oditoryumu(Biletler Biletix ve Kampüs İçerisindeki Gişelerden satışa sunulacaktır.)

17 Kasım 2009 Salı

Mim: Dokun Bana


Vuhu...
Uzun süredir nette yoktum, hem insanların yanlış yorumları hem de evdeki sorunlar yüzünden canım istemedi açıkçası ama bugün yazmaya karar verdim.Bilmem sanırım fena doldum...

Geç oldu ama sevgili CoachBear beni mim'lemişti.Onu daha da bekletmeden el atayım dedim.Bu sefer ki mim konusu, dokunmayı sevdiğiniz 10 şey!Vuhu!!!

Zor bir konu aslında ama deneyeceğim...Sıralamayı öylesine yapacağım...Hani değerlerini sıralarına göre yapmadım...

* Bebeklerin o masum tenine dokunmayı çok severim...Özellikle minik ayaklarına...Oh yemeli...
* Sevdiğime dokunmayı severim...Yüzüne,yanaklarına,sırtına...Masumca...
* Ve -tuhaf gelebilir ama- sakalına...Ee yani hoca efendi gibi olmayacak...Aha...
* Yeni aldığım bir kitabın her sayfasını koklamadan önce,kapağına dokunmayı çok severim...Ne tuhafım...
* Saten olan herşey beni dokunmaya cezbeder...Kendimi alıkoyamam...
* Ah ah yaşlılıktan buruşmuş ellere...Annemin rahmetli babaannesi vardı...Mis kokardı ve elleri...Ah canım ya...
* Annemin yüzüne...Nedense beni dokunurken duygulandırır...
* Ahhh Badem'im...Ondan başka hiç bir köpeğe bu kadar bağlanmadım...Onun paticiklerine,göbüşüne...Oy kurban olurum ya...
* Yeni aldığım ayakkabılara dokunmayı çok severim...
* Ve tuhaf ama kendi tenime dokunup sıcaklığımı hissetmeyi çok severim...Hele de canım acıdığında,yalnız hissettiğimde,bir ben varım derken kendimi daha güçlü hissetmek adına...

Tuhaf cevaplar biliyorum ama...Soru da tuhaf be Coach!

Kimi mimleyeceğimi bilemedim...Bu yüzden kim istiyorsa onu mimledim...

Kalın sağlıcakla...

Virgül...

13 Kasım 2009 Cuma

Hurafeler Altında Kalın!



Kaç gündür yazasım gelmiyor içimden.Ama biliyorsunuz,çoğunuzun yazdıklarına yorumlar yapıyorum,hatta gereksiz kimselerin gereksiz saldırılarına bile tahammül ediyorum ama kendi bloguma birşeyler karalamak gelmiyor içimden nedense.Zaten birkaç gündür evin içi savaş meydanı gibi.Herkes durduk yere birbirine saldırıyor ve nedeni de yok.Ailemle yaşamaya alışmaya çalışıyorum.İnanın,kaç gündür ilk kez ağzımı bugün açtım.Zaten kardeşimle 5 gündür konuşmuyorum,susarak tepkimi gösteriyorum belki de.Hoş,atalarımız boşuna dememiş, "Öğüt tutana,laf anlayana söylenir" diye.O yüzden susmak en güzeli gibi.Kaç gündür annemin yakınmalarına bile tahammül ediyorum.Cidden bu laf belki anneye söylenmez ama cidden bu noktaya geldi herşey.Badem de nedense sürekli hırlama,ısırma moduna geçti.Şikayet etmiyorum ama...

Badem deyince,anneme birisi, "Köpek giren eve rahmet melekleri girmez" demiş.Annem de eve gelince,köpeği göndereceğim yok şu yok bu demeye başladı.Kaç gün boyunca ve dahası sabahlara dek annemle birçok siteye girdim çıktım.Her yazılanı okudum,anlattım,yorumladım,çizdim,biçtim.Mezheplere göre bile farklı yorumlar var.Mantıken söylenenlerin çoğu hurafe,yalan dolan...İslam dininin yaradılana ne kadar önem verdiğini bildiğim için yanlış olduğuna karar verdim.Ama annemi ikna etmek nedense felaket zor.Hayır,neden durduk yere beni geriyor!Hayır,okuduklarımı nedense kendisine göre yorumluyor anne hanım.Öyle ki, bir sitede, "Evde ilahi kaseti haricinde kaset bulundurmak dinimizce haramdır" yazıyordu.(Televizyon bulunduranlar ise en büyük günahkarlara dahilmiş!)Hayır,işin tuhafı da şu;bunların doğru olduğuna inanan,haram diyecek kadar kendinden geçen insanlar, internet sitesine sahip.Sanırım internet ve internet sitesi haram değil.Neyse,konudan sapmayalım İşte kendisi yani anne hanım bu hurafelere inanmayı tercih ettiğinden mi yoksa son zamanlarda psikolojik olarak yaşadığı gel-gitlerden mi anlamadım,Badem'i birilerine vermeyi düşünüyor.Annem geri kafalı birisi değildir,asla olmamıştır.Oldukça laik ve modern bir annedir.İleri görüşlü ve güçlüdür ki bilirsiniz anneme ne kadar hayran olduğumu.Ancak son zamanlarda annemi tanıyamaz oldum,kendimi de tanıyamıyorum ama annem çok farklılaştı.

Şimdiye dek,hiç bir hocaya hacıya inanmadım.İnanmam da.Tabii saygı duyduğum ve takdir ettiğim ilahiyat profesörleri var.Ama benim için her zaman esas olan kitabımız Kuran'ı Kerim'dir.Hadislere de tabii inanırım.Peygamber efendimizin söyledikleri mutlaka doğrudur.Okudum,ettim,araştırdım.Birçok yerde farklı yorumlar yapılsa da tek olan,esas olan kitaptır.Dahası yoktur.Anneme anlattım.Her ne kadar annem Badem'e oğlu gibi baksa da,onu alıp sevse de istemediğini ve bu hurafenin doğru olabileceğine,huzursuz kalmak istemediğini belirtti.Çıldırmamak elde değil.

Ben oğlumu bir yere gönderemem.Evinde hayvan besleyenler,düzeltiyorum,hayatını bir minik canlıyla paylaşanlar onlara nasıl emek verdiklerini bilir.Badem bize geldiğinde, minicikti.1.5 aylıktı oğlumuz.Taşıma kabının içine sinmiş,henüz ağzında 2 dişi vardı.Süt içiyordu ve korkusundan sandalyenin altına girip yatamıyordu.Böyle gözlerini kocaman kocaman açıp bakıyordu.Merak ediyordu.Banyo yapmaktan bile korkuyordu.Su sesi onu korkutmaya yetiyordu çünkü.Banyo yaparken,küvetin köşesine siniyordu korkudan.Yatağa,kanepeye zıplayamıyor hatta sehbanın kenarına tutunmak bile zordu.Ama şimdi.Oğlum 7.ayını doldurdu.Yataktan yatağa zıplıyor,herşeyi kokluyor,yemeğini yiyor,topuyla kendi kendine oynuyor ve hatta topunu getirip bana verip pati atarak "Hadi at da oynayalım" diyor.Uykusu gelince yatağıma,yorganımın altına girip uyuyor.İnanamazsınız ama patisiyle bir şekilde o yorganı nasıl da çekiyor afacanım.Ben ağlayınca yanımda bakıyor,tuhaf tuhaf sesler çıkarıp beni teselli bile ediyor.Dışarıdan gelince,annem,ben ya da tanımadık birisi gelsin,kuyruğunu deli gibi sallayıp elimizi de yalıyor.Canım o benim.Evimizin erkeği...

Annem nasıl acaba nasıl böyle birşey düşünür.Müftülüğü aramış,"Eğer bahçeli değilse eviniz,av ya da çoban köpeği değilse,sizi korumuyorsa haramdır" demiş.Bunu okumuştum.Sebebini de ilahiyat profesörü eski diyanet işleri başkanı Süleyman Ateş yorumlamıştı."Geçmiş zamanlarda olduğu gibi,eğer siz fakirlik durumunda,sadece zevkiniz için köpek besleyip yardıma ihtiyaç duyan insanları görmezden gelirseniz günah işlersiniz,İslam dimi Allah'ın yarattıklarına önem verir.Boş hurafelerle insanları dinden uzaklaştırmayın,melekler her zaman bizimledir,onlar bizden ayrılmaz,ayrılırsa insan ölür.Köpek ya da farklı bir hayvan melekten daha kuvvetli değildir,melekler yanınızda olmasa da sizi görür.Allah,sizi bereketinden mahrum bırakmaz.Allah sizin içinizde,kalbinizde,her yerdedir.Böyle saçmalıkları konuşmak haramdır,günahtır." Cümleleri birebir bu değil,yani kullandığı dil itibariyle ben sadeleştirdim ama anlatılan bu.

Anladığım kadarıyla, haram olan, bir köpeğe insandan çok önem vermek.Bazıları çocuk sahibi olmaktansa köpek almayı tercih ediyor,birine yardım etmektense,köpeği için savurganlık yapıyor.Bu haram,bu günah.Köpeğimin sağlığı için aşı,temizliği için tıraş yaptırıyorum.Haricinde,yaşaması için mama alıyorum.Zaten benim oğlum ne versem yiyor.Çişini,kakasını gidip tuvalete yapıyor.Bazıları,köpeklerin kendi kakalarını yedikleri için domuz gibi bize haram olduğunu söylemiş.Badem,eğer tuvalet gazetesinde kaka ya da çiş izi varsa oraya gidip bir daha tuvaletini bile yapmıyor.Ya hayır bu hurafeler hep vardı da ah annem...

Ağlamak üzereyim...

Şu an ayaklarımın ucunda patilerini yalayan ve sonrasında uykuya dalacak olan oğlumu kime,nasıl vereyim?Biz kardeşimle Badem'i birbirimizden sakınıyoruz,bi de başkasına...Bana haramsa başkasına da haram,niye milleti günaha sokayım!Allah'ım ne olur bu ay içindeki atamalarda bana da bir şans ver,alıp oğlumu gideyim...

Ya ne yapayım söyleyin,varsa tanıdıklarınız bir sorun da bana akıl verin.Anneme cidden artık fena şeyler söylemek zorunda kalacağım yoksa.Zaten elaleme inanıp da benim okuduklarıma önem vermemesi yeteri kadar incitti beni.Bu elalemin de ne tür kişilere mensup olduğunu anlamak zor olmasa gerek.Kendileri dini çok biliyor sanki de...

Bir yürüyüp gitsinler ya...

10 Kasım 2009 Salı

Teşekkür Ederim!



ASLINDA beklemiyordum, cidden beklemiyordum.Bugün size şu yazımda ne kadar sinirlendiğimi ve bunu şikayet edeceğimi söylemiştim.İnanın herhangi bir cevap beklemiyordum.Az önce mail kutuma baktığımda NYT Customer Service (NYT Müşteri Hizmetleri) bir mail aldığımı görünce şaşırdım.Mailde,şikayetimi gerekli bölümlere aktaracaklarını belirtmişler.Tam anlamıyla inanıyorum desem yalan olur ama en azından bu maille bana geri dönmeleri beni mutlu etti.Bakalım,gelişmeleri takip edeceğim.Hayırlısı olsun diyelim.Mailin orjinalini aşağıda paylaşacağım.Siz de tanık olun istedim.Aha...

kimden: NYT Customer Service helps@nytimes.com
kime: *******************
konu: RE: Email Topic Page Error-5795
gönderen: nytimes.com

Thank you for contacting NYTimes.com.

We appreciate your feedback and have passed it along to the appropriate department.
Please let us know if we can be of any further assistance to you.

Regards,
Kerry Scott
NYTimes.com
Customer Service

P.S:Şikayet için uygun bir mail adresi bulamadığım için,maili farklı bir mail adresine atmak zorunda kalmıştım.Konudaki bu error:)

Şikayetim Var!


Az önce her zaman yaptığım gibi,sabah gazetelerini okuyordum.Sabahtan beri zaten hep dolu doluydu gözlerim.Ama bir anda şaşırdım şok oldum.Yabancı basını takip eden şahsım,gerçekten ciddi bir kurum olduğuna inandığım, yazılarıyla ve haber anlayışıyla beğendiğim The New York Times'ın Türkiye sayfasına bakınca şaşırdım.Şok oldum,hiç bakmamıştım bu sayfaya!Bakmanızı rica ediyorum.

Yazdıklarını okumadım bile.Bizim hakkımızda ne demiş umursamadım.Ancak, bu sayfada göreceğiniz gibi, Türkiye hakkında, "Modern Turkey began in 1923, under the leadership of Mustafa Kemal Ataturk, a Turkish army commander-turned-statesman, whose radical secular revolution changed Turkish society forever" ve dahası anlatılmakta.

Ama Atam'ızın fotoğrafını koymak istemişler,sanki Atam'ızın başka fotoğrafı yok gibi koya koya Atam'ızın kahvehanede asılı minik bir portresini koymuş!Fotoğrafa bakarsanız, karenin içinde sigara içen bir adam ve duvarda sütlü salep yazısı olduğunu da görebilirsiniz.Ah konuşamıyorum cidden ama bu fotoğrafın değiştirilmesi için gerekli yerlere mail atmayı düşünüyorum.Bir faydası olur mu olmaz mı umrumda değil.Boynumun borcu bu!Atam'a yapılan saygısızlıklara asla ve asla katlanamıyorum.

1881 - ...


"Benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır.
Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."

M.KEMAL ATATÜRK

1881 - ...
ATAM!NUR İÇİNDE YATASIN!
SENİ ŞÜKRAN,GURUR VE ÖZLEMLE ANIYORUZ!

9 Kasım 2009 Pazartesi

Sarıkamış Deniz Şehitleri



1914'te Sarıkamış'ta donarak şehit olan 90 bin askere kışlık giysi, erzak ve mühimmat götürmek için İstanbul'dan Trabzon'a doğru yola çıkan, içinde 3 bin asker,3 keşif uçağı ve Teşkilat-ı Mahsusa ajanları bulunan Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmer ve Mithad Paşa isimli 3 sivil gemiyi Ruslar 7 Kasım'da Karadeniz Ereğli açıklarında batırmışlar. Vaktin Genel Kurmay Başkanı Enver Paşa,bu kaybın kayıtlara geçmemesini emretmiş,kayıtları sildirmiş ve basına bu konuda haber yapmaması için sansür koymuştur.Bu gerçek 93 yıl sonra ortaya çıkmış ve dün Sarıkamış Deniz Şehitleri ilk kez anılmıştır.

Ruhları şad olsun!Nur içinde yatsınlar!

7 Kasım 2009 Cumartesi

ŞEREFLE VE GURURLA İMZAMI ATARIM!


Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.
Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın
her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur.
Bence bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi
mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir.
Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm.
Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için
milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim.
Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım.
Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir.
Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse,
insanlığı teşkil eden milletlerden
her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini
büyük bir hassasiyetle takdir ederim.
Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin,
bu arzusundan vazgeçinceye kadar,
amansız düşmanıyım.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

ATAMIZ İÇİN SİZ DE BU LİNKE TIKLAYIN ve BU KAMPANYAYA KATILIN!
ŞEREFLE VE GURURLA İMZAMI ATARIM!

6 Kasım 2009 Cuma

Susam Sokağı


Küçükken sadece TRT'yi çeken,anteni yükselticiye bağlı olan siyah beyaz televizyonumuzun karşısına geçer, dakikaları sayardım.Kahvaltı yapmaktan o zamanlar da pek hoşnut olmazdım.Ama annemi ikna edebilmek adına,zorla rafadan yumurtayı yer sesimi çıkarmadan sütümü içerdim.Hatta annemin saçımı çekiştire çekiştire sıkı sıkıya saçımı örmesine bile ses etmezdim.Evin içinde neden o vakitler her an gezmeye gider gibi giyinirdim,halen mantığını çözemedim ama susardım.Saat kaçta başlardı bilmem ama kahvaltıdan sonra beklemek benim için çok zor gelirdi.Hatta öğleden sonra,tam uyku vakitlerinde tekrarı olurdu da sesim çıkmadan izlerdim sanki hiç izlememiş gibi.

Ama ne zaman Susam Sokağı'nın o güzel jingle'ı başlardı,işte o an saatlerin bir manası kalmazdı.Zaman dururdu adeta.Minik olmayan Minik kuşu,sürekli kurabiye yiyen kurabiye canavarı,Tahsin amcası,Kont Draculası,Edisi Büdüsü ve dahası...Çıt çıkmazdı,nefes bile almadan izlerdim.

4-5 yaşlarında başlayan bu tutkunun, belki de en güzel çocukluk anısı olarak hayatımda ve bilinç altımda yer edinmesi öyle garip ki...Hele ki bu blogu yazarken dolu dolu olan gözlerime inat suratımdaki o anlam dolu gülümsemenin olması daha da tuhaf...

Ne demek istediğimi eminim 80'lerde doğanlar anlayacaktır.Mutlaka sonraki nesilde izledi Susam Sokağı'nı...Ama eminim ve biliyorum ki benim kadar önemsemezler bu televizyon programını.Bilmem belki de bizim vakitlerimizde alternatif yoktu ama tadı damaklarda bırakan bir tutkunun alternatifi zaten olamazdı...Halen aynı melodiyle aynı sözlerle ve çocukluğumun en masum anlarıyla gülümsüyorsam bunun ne alternatifi ne de bedeli olabilir...Ah çocukluğum...

Şu an sorsalar bana, çocukluğuma dair, teknolojiden uzak,yükselticiye bağlı duran o siyah beyaz televizyonumuzu,annemin bana aldığı boyama kitaplarını ve babamın aldığı boya kalemlerimi,saç tokalarımı,desenli çoraplarımı,sobamızı,annemle akşalmları radyodan dinlediğimiz o güzel nağmeleri,annemin gülen yüzünü ve sanırım ailemin kavgasız aile olarak geçirdiği o 4 seneyi geri isterdim.4 yaşım,masum çocukluğum 8 yaşımda son bulacağını bilseydim, eminim bunları alıp saklardım en gizli köşelere...

Susam Sokağı...Çocukluğum işte...
40 yaşın kutlu olsun...

Ve hepinize armağan olsun...

Related Posts with Thumbnails